İnternete alıştın mı bırakması çok zor. Sadece evde ve işte olması yetmemeye, trafikte şurda burda beklerken de ihtiyacını duymaya başladım.
Ne alayım, nasıl edeyim diye kendi kendime bakınırken aklıma bir arkadaşımın tavsiyesi geldi. Cep telefonu ihtiyacı içindeyken telefonun modelini aratmış, karşısına türlü türlü videolar gelmiş. Bir grup teknoloji sever insan yeni çıkan telefonları deneyerek yorumlarını videoya kaydedip paylaşıyorlarmış.
Ben de durur muyum, hemen başladım aramaya. Karşıma çıkan ilk 1-2 videodan sonra öyle bir videoya denk geldim ki, bu telefonu Pati bile kullanabiliyorsa ben çok rahat ederim dedim. Pati kim mi? Pati bir kedi, evet evet bildiğiniz kedi. Türlü türlü numaraları, sevimlilikleri ile bir MaxiPLUS 5’i kutusundan çıkarıyor, oynuyor, sahibiyle beraber inceliyor. Hele film seyrederken karşısına çıkan köpekten korkması anlatılmaz yaşanır.
Kıssadan hisse, size tavsiyem, bu videoyu izleyin. Pati sizi çok şaşırtacak, emin olun.
MaxiPlus5 hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız tıklayın.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
16 Ağustos 2012 Perşembe
13 Ağustos 2012 Pazartesi
SON ŞAMPİYONUN ERZURUMDA "SÜPER" BAŞLANGICINA DAİR...
Erzurum'da nefesler tutulmuştu,maç bekleniyordu.Maçın hakemi "milli kahraman" Cüneyt Çakırdı.Vaslui engelini zor da olsa geçen Kupa şampiyonu Fenerbahçe ve yaptığı güçlü hazırlık maçlarında galibiyetler alan şampiyon Galatasaray Erzurum'da kozlarını paylaştı.Bol gol izlediğimiz maçta gülen taraf,penaltı golüyle Galatasaray oldu ve 3-2'lik skorla 2012 TFF Süper Kupayı müzesine götürdü.
Diri bir Galatasaray oyuna başladı.Terim taktiğini önde baskı şeklinde belirlemiş ve araya Selçukla atılacak toplara Umut ve Elmander'in koşmasını istemiş.Sezon başı olmasına rağmen Galatasaray'ın performansı beni gerçekten hayran bıraktı.Danny ve Semih uyumlu gözüktüler.Sağ bek Eboue sık sık ileri çıkarak atağa destek verdi.Emre çok istekliydi.Selçuk yine maestro tavrını maç boyu sergiledi.Attığı iki mükemmel gol pası ve attığı penaltı golü oyununu taçlandırdı.Elmander kule santrafor olarak hava hakimiyetini kullanmaya çalıştı,koştu önde pres yaptı.İlk yarıdaki kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda düzgün bir vuruş yapsa belkide geceyi erken bitirecekti.Gecenin geri planda kalan oyuncusu bence Hamit oldu.Belki hazır değildi belki de takımı daha çok Selçuğun yönlendiriyor olması onu ikinci planda bıraktı.Bu akşam en çalışkan oyuncu Umut'tu.Mükemmel bir pres yaptı,mücadele etti,enfes goller attı ve takımını ateşledi.Maçın başlarında Bekir'e yaptığı presle Elmader'e kazandırdığı ve devamında net pozisyonda az farkla üstten dışarı attığı top,gecenin sonunun habercisiydi.Maç boyunca Fenerbahçe'yi bıktıran bir pres gördük.Galatasaray'ın bu gece en negatif oyuncusu Engin Baytardı.Rakibe yaptığı müdahaleler oyunu çok gerdi.Hakeme davranışı sert ve küstahça idi.Fenerbahçe'nin golünden sonra yaptığı hareketler sonunda kırmızı kart gördü.Yetmiyormuş gibi Fifa Kokartı takan hakemin üstüne yürüdü,yakasına yapıştı.Dilerim TFF tarafından en ağır cezaya çarptırılır.Bu Enginin ilk vukuatı değil,Galatasaray kulübünün de ağır bir yaptırım uygulamasını bekliyorum.Gördüğü kart hem tribünlerin karışmasına hemde kendi takımının oyundan düşmesine sebep oldu.
Öncelikle sahadan başlamak istiyorum.Yıllarca birçoğunuz gibi bende böyle finallerin ülke geneline yayılması gerektiğini söyledim durdum.Bir defa Şanlıurfa dışında bu öneri pek önemsenmedi.Sürekli olarak maçlara ya Ankara ya İzmir yada olsa olsa Kayseri verildi.Bu sene verilen Erzurum kararının son derece doğru olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.Kazım Karabekir Stadının belli eksikleri var.Örneğin taç çizgileri belirgin değildi ve o bölüm oldukça karanlıktı.Işık yetersiz geliyordu ve o yüzden sahada gölgeler belirdi.Bu sorun Trabzon gibi çoğu stadyumda var ve giderilebilecek bir sorun.Yine de eksiklere rağmen maçların farklı illerde oynanması harika bir olay.Elazığ,Malatya,Edirne,Maraş,Adıyaman,Bingöl,Konya gibi şehirlere gidilmesi ilgi çekici olacaktır.
Maçın analizine gelirsek eğer formda bir Galatasaray ve ürkek bir Fenerbahçe gördük.Maçın başında iki takımda birbirlerini tarttılar.Galatasaray,Muslera,Hakan,Danny,Semih,Eboue,Hamit,Engin,Emre, Selçuk,Elmander ve Umut ile maça başladı.Fenerbahçe ise Volkan,Hasan Ali,Bekir,Egemen,Orhan,Cristian,M.Topal,Caner,M.Topuz, Alex ve Kuyt ile sahaya çıktı.
Diri bir Galatasaray oyuna başladı.Terim taktiğini önde baskı şeklinde belirlemiş ve araya Selçukla atılacak toplara Umut ve Elmander'in koşmasını istemiş.Sezon başı olmasına rağmen Galatasaray'ın performansı beni gerçekten hayran bıraktı.Danny ve Semih uyumlu gözüktüler.Sağ bek Eboue sık sık ileri çıkarak atağa destek verdi.Emre çok istekliydi.Selçuk yine maestro tavrını maç boyu sergiledi.Attığı iki mükemmel gol pası ve attığı penaltı golü oyununu taçlandırdı.Elmander kule santrafor olarak hava hakimiyetini kullanmaya çalıştı,koştu önde pres yaptı.İlk yarıdaki kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda düzgün bir vuruş yapsa belkide geceyi erken bitirecekti.Gecenin geri planda kalan oyuncusu bence Hamit oldu.Belki hazır değildi belki de takımı daha çok Selçuğun yönlendiriyor olması onu ikinci planda bıraktı.Bu akşam en çalışkan oyuncu Umut'tu.Mükemmel bir pres yaptı,mücadele etti,enfes goller attı ve takımını ateşledi.Maçın başlarında Bekir'e yaptığı presle Elmader'e kazandırdığı ve devamında net pozisyonda az farkla üstten dışarı attığı top,gecenin sonunun habercisiydi.Maç boyunca Fenerbahçe'yi bıktıran bir pres gördük.Galatasaray'ın bu gece en negatif oyuncusu Engin Baytardı.Rakibe yaptığı müdahaleler oyunu çok gerdi.Hakeme davranışı sert ve küstahça idi.Fenerbahçe'nin golünden sonra yaptığı hareketler sonunda kırmızı kart gördü.Yetmiyormuş gibi Fifa Kokartı takan hakemin üstüne yürüdü,yakasına yapıştı.Dilerim TFF tarafından en ağır cezaya çarptırılır.Bu Enginin ilk vukuatı değil,Galatasaray kulübünün de ağır bir yaptırım uygulamasını bekliyorum.Gördüğü kart hem tribünlerin karışmasına hemde kendi takımının oyundan düşmesine sebep oldu.
Fenerbahçe'ye geçersek eğer genel anlamda panik bir takım gördüm.Maçın başından itibaren pres yiyen Fenerbahçe takım olarak oyun kuramamaya ve paniğe başladı.Bekir'in Volkan'a kısa düşen pası ve orta sahanın Galatasaray'a kaptırılması bunu net şekilde gösteriyor.Cristian defansın arasına girerek üçüncü bir stoper olarak çoğu zaman oynadı.Yaratıcı ön libero problemini aşamamış bir Fenerbahçe,hücuma da kalkamıyor top da yapamıyor.Alex istediği rahatlığı bulamadı ve Kuyt da sürekli geriye gelerek top almaya çalıştı.Bu da zaten tek forvete bağlanmış bir takımın iyice forvetsiz kalmasına,ilerde çoğalamamasına neden oldu.Maçın 16.dakikasında Volkan'ın ters düşerek omzundan sakatlanıp oyundan çıkması da moralleri bozan etkendi.Topuz'u yine hareketli oluşuyla beğendim ama Caner için aynı şeyleri söyleyemem.Evet belki çalışıyor ama o da aynı Engin gibi maç içinde oyunu gererek futbola ihanet ediyor.Bu en çok teknik direktörleri zorluyor çünkü sanki bir pimi çekilmiş el bombası gibi sahada dolaşan oyuncunuz oluyor.Karşılamada en çok Aykut hocanın değişikliklerini eleştiriyorum.Belli ki etkisiz bir M.Topal varken ve takım oyundan düşmüşken Krasic değişikliği yerine Sow yada Stoch değişikliği bence daha faydalı olabilirdi.
Fenerbahçe'nin ürkek,yavaş ve top yapamadığı oyunda bulduğu iki şans golü ile maça tutunmasını kritik bir penaltı kararı sonrası gelen gol sona erdirdi.Hakem hakkında düşüncelerim çok iyiydi.Verdiği penaltı kararındaki Caner'in tekmesini iyi gördü,Galatasaray'ın ikinci golü öncesi Kuyt'a müdahaleyi güzel süzdü.Kartlarını başarılı kullandı ve özgüvenli duruşunu maçın sonuna kadar sürdürdü.Son birşey daha söylemek gerekirse taraftarların sahaya attığı meşaleler nasıl stada sokuldu anlamak çok güçtü.Genel anlamda güzel ve hak edenin kazandığı bir maç izledik.Fenerbahçe'ye geçmiş olsun derken Galatasaray'ı da elde ettiği başarıdan ötürü kutlarım.SAYGILARIMLA...
12 Ağustos 2012 Pazar
AVRUPA RÖVANŞLARININ DEĞERLENDİRMESİ...
Eskişehir'in bizleri üzdüğü Avrupa serüveninde Fenerbahçe ve Bursaspor rakiplerini eleyerek yollarına devam ettiler.Vaslui'yi eleyen Fenerbahçe,Spartak Moskova ile eşleşti.Kups maçında şov yapan Bursaspor ise Hollanda temsilcisi Twente ile eşleşti.Ayrıca temsil hakkına son turdan başlayan Trabzonspor da Macaristan ekibi Videoton ile eşleşti.
Fenerbahçe,kendi evinde yenemediği Vaslui takımını deplasmanda 4-1'lik skorla adeta dağıttı.Maça beklemediğim şekilde taraftar baskısına rağmen iyi başlayan Fenerbahçe,golü de buldu ancak hemen ardından kalesinde gördüğü golle beraber yine o baskı ortamına girdi.Takımda açıkça belli oluyor ki M.topuz gerçeği var.Topuz,takıma hareket ve işlerlik kazandırıyor.Yine,Stoch'un formsuzluğunda Caner o bölgenin değişmez ismi bence.Sağ ve sol kanatta Topuz-Caner çok etkili oldu.Ayrıca Selçuk bu takımda ne yapar hiç anlamamışımdır.Tek ön libero Cristian ile çıkılıp çift forvette Sow-Kuyt oynasaydı Fenerbahçe atak oynayarak turu daha erken garantileyebilirdi.Kuyt ağır da olsa belli ki yetenekli bir oyuncu ki bunu attığı gollerle gördük.Maçta 52.dakikada Fenerbahçe aleyhine verilen penaltı kararı ve devamında Volkan'ın kurtarışı takıma tekrar bir ateşleme getirdi.Motivasyonu tavan yapan takım,Kuyt ile bulduğu gollerle rahatladı ve en son Sow ile de turu taçlandırdı.Goller gerçekten çok güzeldi.Özellikle Sow'un golü estetiğin sınırlarını zorladı.Maçlar öncesi favori gösterilen Fenerbahçe,ilk maçtaki kötü görüntü sonrası toparlandı ve rakibini sürklase etmeyi başararak adını Şmapiyonlar Ligi Play-off turuna yazdırdı.Kurada çektiği Spartak Moskova'yı başka bir yazımda değerlendirmek üzere es geçiyorum ve tekrar tebrik ederek başarılar diliyorum.
Gecenin bizim adımıza en görkemli maçlarından birisi Bursadaydı.Finlandiya ekibi Kups Kuopio'ya deplasmanda karambol golü ile 1-0 yenilen Bursaspor,kendi evinde Fin ekibini ateşli taraftarı ve rahat oyunu ile 6-0 yenerek Avrupa Ligi'nde Play-off turuna yükseldi.Oyun anlamında üstün ama pozisyon anlamında gergin başlayan Bursaspor,bazen de cılız da olsa kalesinde yan top tehlikesi yaşadı.Bu gerginlik ta ki İbrahim Öztürk'ün golüne kadar sürdü.Golü bulan Timsah rahatladı ve daha güçlü gelmeye başladı.Kısa aralıklar ile gelen 2. ve 3. goller hem taraftarı hemde takımı çoşturdu.İlk yarıyı 3-0 kapatan Bursaspor,ikinci yarının hemen başında Sow'a nazire yapar gibi bir vuruş yapan Ndiaye ile adeta gözlerin pasını sildi.Ardından Pinto'nun golü iyice rahatlattı.Maça sonradan giren 17 yaşındaki Ozan Tufan kendi getirdiği topu güzel bir vuruşla ağlara gönderdi ve Avrupa kupalarının en genç golcüsü oldu.İlk maçında bu gururu yaşayan Ozan,bana Arda Turan'ı hatırlattı.Yaşları tutmasa da Arda da genç yaşta ilk maçında M.Boleslav'a karşı oynamış,gol atmıştı.Aynı seviyede olmayan rakibini kalitesi ve taraftarıyla geçen Bursaspor'un kuradaki rakibi Twente'yi yine daha sonra değerlendirmek üzere bekleterek,tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.
Gecenin en kara anlarını yaşadığımız maçta ise Eskişehirspor,evinde 1-1 berabere kaldığı rakibi Marsilya'ya 3-0 gibi farklı skorla yenilerek Avrupa'ya veda etti.Kaliteli kadrosu ile birçok övgü alan takım bence şuanda tam oturmuş durumda değil.Batuhan'ın yaptığı davranışlar dolayısıyla biraz da huzursuz olan takım,ilerde oturduğunda ligin sert takımlarından olmaya adaydır.Eskişehirspor'a geçmiş olsun diyerek yazımı sonlandırıyorum.Kalbimiz Türk takımlarından yanadır.İnşaallah bizi temsil etmeye ve puan kazandırmaya devam ederler.SAYGILARIMLA...
8 Ağustos 2012 Çarşamba
KRİTİK RÖVANŞLAR
Takımlarımızın Avrupa kupası macerası bu akşam ve yarın akşam oynanacak rövanş maçları ile şekillenecek. Bursa, Eskişehir ve Fenerbahçe'nin maçlarını biraz mercek altına alalım.
Bursaspor ilk maçta Fin rakibine deplasmanda karambol golü ile 1-0 mağlub oldu. O maçta mağlubiyete sebeb olan unsurlar belliydi, zemin, rakibin kendi ligi aktif olduğu için takımın fiziksel açıdan hazır oluşu ve üzerine de Bursaspor'un rakip alanda etkisizliği eklenince rakibin cesaretlenişi. İlk maç Bursa'da oynanacak iken rakibin isteği ile orda oynanmasına onay verilmesi bence büyük yanlış. Bursaspor, sezonun ilk resmi maçı olması itibariyle müthiş bir seyirci desteğini arkasına alarak bu maçı burda rahat bir şekilde 2-3 farkla kazanabilirdi. Bu kez rakip alışık olmadığı zemin ve ateşli taraftarın önünde darmadağın olacaktı. Bursaspor rövanşta belki rakibini çok rahat yenecek ama üst turlar ve lig için yetersiz bir kadrosu olduğu aşikâr..
Temsilcilerimiz arasında işi en zor olan Eskişehir, rakibi Marsilya'yı elemesi halinde Avrupa'da tüm dikkatleri üzerine çekecek. İlk maçta kendi sahasında 1-1 berabere kalarak avantaj kaybetmiş gibi görünse de güçlü rakibine teslim olmaması çok önemli.. Eskişehir; rakibinden daha fazla mücadele ederek, cesur futbol oynayarak, rakibin zaaflarını kullanarak turu geçebilir ve unutulmamalı ki turu geçmek için Veledroom stadında gol bulmak zorunda..
Fenerbahçe, Kadıköy'de avantajlı skoru elde edip Romanya'ya rahat gitmesi gerekirken 1-1'in stresi ile gidiyor. Aykut Kocaman bile "Elenebiliriz" diyor. Fenerbahçe yaptığı transferler ile kadrosunu desteklerken takımın hala alışma sürecinde olduğu Vaslui maçında görüldü. Topu savunmadan ileriye taşıma anlamında Emre'nin eksikliği hissedildi. Bu takım bireysel yetenekler ve kadro kalitesi ile ŞL'de olmayı hakeden bir takım ancak gerçekten hakettiğini Vaslui ve bir üst turdaki rakibini yenerek herkese ispat etmesi gerekiyor. Zaten Kuyt, Sow, Krasic, Stoch, gibi futbolcuların amacı ŞL'de boy göstermek; Fenerbahçe'nin ŞL katılamaması halinde bu futbolcular büyük hayal kırıklığı yaşayacak ve ligde de düşük performans gösterme ihtimali doğacak.
2 Ağustos 2012 Perşembe
VASLUİ MAÇINDAN KISA NOTLAR...
Fenerbahçe,kendi evinde Romanya'nın Vaslui takımı ile karşı karşıya geldi ve rakibine üstünlük sağlayamadı.10 yıllık tarihe sahip rakibini yenemediği gibi son dakikada Bekir ile 1-1'lik beraberliği zor kurtardı.Bu yazımın yazılış amacı Vaslui maçını dikkate alarak Fenerbahçe'nin nasıl bir yapıda olduğunu analiz etmektir.
Öncelikle Aykut Kocaman'ın sahaya sürdüğü 11'den başlayalım.Kalede Volkan,defansta Hasan Ali-Egemen-Bekir-Gökhan,ön libero'da Mehmet Topal ve Cristian,sağda Kuyt,solda Stoch,play maker Alex ve forvette Semih olarak takım çıktı.İlk 25 dakikasını izleyemediğim maçın geri kalan izlediğim dakikalarında maçın bu skora gelebileceği görünüyordu.Rakip takım çok sakin oynadı.Ayağa paslarla çıkmaya calıştı.Maçta dikkatimi çeken birkaç nokta oldu.Semih uzun süre sonra forma giydi fakat bu şansını iyi değerlendirdiğini söyleyemeyiz.Alex ile iyi anlaşmasına rağmen etkili oyun oynayamadı.Nitekim ikinci devre Semih çıktı ve Kuyt forvete geçti.Stoch maçın en kötülerinden biriydi.Neredeyse top alamadı.O da ikinci yarı yerini Caner'e bıraktı.Hasan Ali hakkında söyleyeceğim çok yer kaybettiğidir.Hücuma Gökhan gibi çıkıyor ama geriye onun kadar hızlı dönemiyor.Ayrıca oyun boyunca Stoch ile hiç anlaşamadı.Egemen yerli yersiz basit hatalar yaptı ki gol de onun hatasından geldi ancak bu açığını hırsıyla kapatmaya çalıştı.Gökhan bildiğiniz gökhan ama biraz daha güçlenmesi gerekir.Kuyt,yapısı gereği ağır yapılı oyuncu olduğundan aldığı toplarda tekniğiyle gitmeye uğraştı.Bu ise takımın hızlı çıkmasını önleyen unsurdu.Bu gece Fenerbahçenin bir süre baskı yemesinin ve rakip sahaya çıkamamasının yegane sebeplerinden birisi ise Mehmet Topal ve Cristian idi.Sanırım Emre'nin yokluğunu bu sene Fenerbahçe oldukça derinden hissedecek.Topu defanstan alıp ileri hızlı oynayacak ve takımı hırslandıracak defansif lider sıkıntısı gözüme çarptı.En başta saydığım kadrodan ikinci yarı başında Semih çıktı M.Topuz girdi.Topuz'un girmesiyle Kuyt forvete geçti.Daha sonra etkisiz olan Stoch yerini Caner'e bıraktı.Yani böylece işlevsiz olan kanatlar aktifleştirilmeye çalışıldı ve oyun biraz canlandı.Caner o kadar etkili olamasa da Gökhan ve Topuz'un uyumu güzeldi.Ancak sağdan ve soldan gelen ortalar başarılı olamayınca ve gol de gelince hoca risk aldı.Mehmet Topal çıktı yerine Sow girdi ama iş işten geçmişti.Rakip rahat rahat pas yaptı ve üstümüze gelmeye başladı. E biraz da skoru yakalayınca profesyonellik yapıp gerekli gereksiz yerde yattılar.Vaslui takımını çok diri gördüm,ikili mücadelelerde çok güçlü gözüktüler.Fenerbahçe, son dakikalarda yan top organizasyonundan Bekir ile golü buldu,beraberliği kurtardı.Kendi evinde berabere kalmak ve gol yemek dezavantajdır fakat bu maçı alışma devresi olarak görüyorum.Umarım Romanya'daki maçta takım daha oturmuş olur ve istediğimiz skoru elde ederiz yoksa Fenerbahçe'nin,Galatasaray ile çekiştiği,3 puan gerisinde kalıp ikinci olduğu ve kuruluşunun 95.yılını kutladığı 2002 yılının Temmuzunda kurulan bir Romanya takımına elenmesi hiç zor gözükmüyor.SAYGILARIMLA...





