SÜPER LİG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SÜPER LİG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2014 Salı

IHH IHH GAYSERİ...

   
    Kayseri şehri Türkiye ortalamasına göre gelişmiş şehirlerdendir. Mobilyası ve sanayisi ile standartları yüksektir. Ulaşım sorunsuz ve yapılaşması fazladır. Şimdi bunları neden saydığımı merak ediyorsunuzdur, hemen söyleyeyim. Demek ki futbol, ülkeden ülkeye ve hatta şehirden şehre bile değişiklik gösterebiliyor.

     Bundan seneler önce Kayseri'nin iki takımından olan Erciyesspor Süper Lige çıkmış ancak isim değişikliği sonucu Kayserispor olarak lige başlamıştı. Erciyes ismi yine alt kategoride mücadele etmeye devam etti. Uzun yıllar Kayserispor'u biz bir "Porto modeli" olarak gördük. Yönetimi, meşhur Kayseri zihniyeti ile ticarete yatkın olduğu için bunu kullanarak bir çok genç oyuncu bulup, onları yetiştirirerek parlak futbolcular olarak üst kategori takımlarına yüksek fiyatlarla satarak kendilerine bütçe oluşturdular.

     Sattığı oyunculara bir göz attığımızda Mehmet Topuz, Gökhan Ünal, Amrabat, Salih Dursun ve daha pek çok sayamadığım isim gözümüze çarpıyor. Bu transferlerden de gördüğümüz gibi Kayseri'de futbola bir endüstri gözüyle bakılıyor. Al, yetiştir ve sat formülü önemli yer tutuyor. Buna rağmen futbol izleyicisinin de beklediği bir şey var ki bu hep hayal olarak kalıyor; üst sıralarda kalan Kayserispor...


Her futbol yorumcusunun lig başlangıcında Kayserispor ile ilgili yorumu hiç değişmiyor. Her konuşan "bu sene Kayserispor'dan üstlere oynamasını bekliyorum" diyerek umudunu dile getiriyor. Ama her sezon sonunda "hayal kırıklıkları" listesinin en başına Kayseri yazılıyor. Peki sorun ne? Futbolcuyu doğru seçebilir ve ucuza alabilirken niye bu takım yukarılarda değil?  Sorunu tahmin ediyorum hepiniz içinizden geçirmişsinizdir; Şehrin ilgisizliği... Evet şehirde inanılmaz bir "futbol sevmezlik" yaygın durumda. Stadyum görkemli, biletler ucuz, takım da fena değil ama o tribünleri bir kez bile hınca hınç görmüş değilim. Bahane sanayi şehri falan olma ile alakalı değil bence çünkü Bursa da bir sanayi şehri fakat böyle bir sıkıntı görülmüyor. 

     
     Bu mesele toplumun yapısı ile ilgili olabilir. Bu kadar futbola dair lütuf varken adeta ihanet edercesine takımları yalnız bırakmanın mantıklı sebebi görünmüyor. Nice şehirlerimizin ligde takımı yokken Kayseri'nin üstüne üstlük iki takımının birden (Kayserispor,Kayseri Erciyesspor) üst ligde olmasına seyircinin verdiği bu tepki oldukça düşündürücüdür. Bana bu sene olanlar sanki takımı olmayan şehirlerin ahı gibi geliyor. İki Kayseri ekibi 13'er puan ile 17. ve 18. sırada düşmeyi bekliyorlar. 

     Buna sevinilir mi bilmem ama ben şahsen biraz da seviniyorum. Yukarıda bahsettiğim lütuflara rağmen hem takımlarına sahip çıkmayan seyirciler için hem de futbolu sadece para kazanma aracı olarak gören yöneticiler için küme düşmenin büyük bir ders olmasını arzuluyorum. Bakalım o zaman Kadir Has stadyumunda kimleri izlemeye gidecek o seyirciler ve nasıl para kazanacak o yöneticiler acaba? Durup düşünmek gerekiyor. Bence bu sezon olanlar, nice şehir takımının ahının ilahi bir adalet gibi Kayserililerin yüzlerinde patlamasıdır. Umarın kendilerine gelirler ve hep hayali kurulan bir Kayserispor'u önümüzdeki yıllarda bizlere izletirler...

                                                                                                    SAYGILARIMLA...   

29 Eylül 2012 Cumartesi

HAYALLERİN KADAR YÜKSELİRSİN ; ORDUSPOR...

     Bu akşam ligin 6.haftasında Orduspor, sahasında oynadığı lig lideri Galatasaray'ı Hasan Kabze ve Bogdan Stancu'nun golleriyle 2-0 mağlup etti.Lider Galatasaray ile puan farkını 1'e indiren ve ikinciliğe yükselen takım ayrıca ligde Fenerbahçe ile şuan itibariyle namağlup oynayan iki ekipten biri durumunda gözüküyor.


     Asıl bahsetmek istediklerimden önce kısa olarak maç hakkında konuşmak istiyorum. Maç öncesi taraftar atmosferi ile ısınan ortam,takım üzerinde de etkisini göstermişti. Maç başladığında Orduspor canlı

18 Eylül 2012 Salı

İLK 4 HAFTA GÖZLEMLERİ

     Spor Toto Süper Lig 2012/13 sezonunda ilk 4 hafta geride kalırken ön plana çıkan gelişmeleri kısaca değerlendirmek istedim. Geçtiğimiz sezonun sonunda ve transfer döneminde yapılan transferler bu sezonun nasıl geçeceğini az çok kestirmemize yardımcı olmuştu zaten, bakalım 4 maçlık periyodda neler yaşanmış.

     Son şampiyon ünvanını eline alan

16 Eylül 2012 Pazar

LİGİMİZİN YETERSİZ ARENALARI...

     Ligimizde her hafta dokuz maç oynanıyor.Bu toplamda 306 maç demektir.Oyuncu kalitelerine önem verdiğimiz halde peki neden stadyumların kalitesine aynı önemi vermiyoruz?

     Eski zamanlardan beri stadyumların durumu gözüme çarpıyor.Ya ışık yetersiz yada stadyum inşaat halinde oluyor.İzlerken şahsen keyif alamıyorum.Mesela benim ilk dikkatimi çeken Avni Aker Stadyumu.Işık öylesine yetersiz ki

5 Eylül 2012 Çarşamba

TÜRK'ÜN AKLI ; "SON DAKİKA" TRANSFERLERİNE DAİR..

     Sezonun başındayız ve transferlerde artık son anlara giriyoruz.Artık alıştık biz haberlere ama kısaca gündemdeki son dakika transferlerine dair konuşmak istiyorum.

     Bir spor kulübü,belli kurallar içerisinde ve profesyonellere emaneten varlığını sürdürür.Futbol özelinde konuşursak eğer yapı oldukça karışık işliyor.Ülkemize yeni yeni giren kavramlarla boğuşmaktayız.Sportif direktörlük diye bir yapı var ve biz bunu kendimize uygulamaya çalışıyoruz ancak hala bir türlü beceremiyoruz.Türk halkında genelde mevki sahibi olmak önem arz eder.Sportif direktörlük kavramında da bir mevki sırası var.Yani tüm takımla ilgili kararları ki buna transfer de dahil hoca seçimi de dahil olmak üzere oradaki direktör alır,uygular.Ancak biz bu kavramı melezleştirip hep kendimize uydurma yolunu seçiyoruz.Ya teknik direktör beğendiği oyuncuyu aldıramaz yada kendisinin istemediği oyuncu alındığı için o oyuncuyu kadrodan soğutur.Sorun kısaca mevki sorunudur.Genelde birbirimizi çekememezlikten düzen oturtamayız.Ya tamamen takım kararları teknik adamın olacak yada sürekli bir kargaşa yaşanacak.Düzenimiz düzensizlik anlayacağınız.

     Tüm takımlar sezon boyunca maçlarını oynarken bir yandan da yetkili insanlar oyuncu izlerler.Bizim takımımıza bu mu uygun şu mu uygun diyerek görüş belirlerler.Sezon bittiğinde de futbolcuyla masaya otururlar,konuşarak ya anlaşırlar yada diğer alternatiflere yönelirler.Bu işlemin normal olarak hazırlık kampı başlamadan bitmesi gerekir ki alınan yeni oyuncular zaman kaybetmeden takıma alışsınlar ve formda olsunlar.İşin normali budur fakat bizim ülkede farklı yürüyor.Türkün aklı misali son dakika olmadan harekete geçmiyoruz.Altı ay boyunca oyuncuyla görüşüp takıma monte edemeyen yetkililer nedense saatler kala transferleri patlatıveriyorlar.Alınan oyuncular mutlaka kaliteli oyuncular ve katkıları olacaktır ama bizim sıkıntımız yukarıda biraz bahsettiğim gibi sistemi melezleştirip sistemsiz hale getirmek oluyor.Transfer yapılıyor ama kim yapıyor,nasıl yapıyor belli olmuyor.Alınan oyuncuyu yönetim mi alıyor,Sportif direktör mü alıyor yoksa teknik direktör mü alıyor sürekli kafamızın köşesinde kalıyor.Ortada bir gecikme var ama sistemsizlikten kızacak birini bulamıyoruz.Diyeceksiniz ki Real Madrid bile son dakika transfer yapıyor sorun olmuyor.Benim bahsettiğim transfer değil aslında.Orada transferden sorumlu birileri var ve hata olduğunda suçluyu bulabiliyorsunuz.Zidane yada bir başkası oluyor ama sonuçta oluyor.Bizim önce yetkilileri belirleyip zamanında transfer yapmayı öğrenmemiz gerekiyor   

     Galatasaray Cris'i,Fenerbahçe Meireles'i,Beşiktaş Gökhan Süzen'i,Trabzonspor Janko ve Emerson'u,Bursaspor Tuncay'ı,Orduspor İ.Kaş'ı,Mersin Murat Ceylan'ı ve Eskişehirspor Necati'yi kadrosuna kattı.Daha unuttuğum onlarca transfer var ama bunlar şuan aklıma gelen gelişmelerdir.Transfer illa olsun yada illa olmasın diye bir görüş belirtmiyorum.Eğer yapılacaksa, bu iş kamptan önce bitirilmeli diyorum.Türk oyuncular yine avantajlılar ama yabancı oyuncuların mutlaka bir alışma devresi olacaktır.Zaten ligin 3.haftasını bitirmişken daha ne kadar sürede bu merhemler etkisini gösterebilirler merak konusu bence.Transferleri değerlendirmeden önce o transferleri yapacak olan sistemi tartışıp oturtabilirsek maça 1-0 önde başlarız.Son olarak transferlere gelince; Galatasaray yaşlı da olsa alternatifini buldu.Fenerbahçe kaliteli bir ön libero soruna çare olarak hamle yaptı.Trabzonspor biraz günü kurtarmaya çalışıyor.Bursaspor kadro derinliğini arttırma çabasında.Diğer takımlar can havli ile hamleler peşinde koşuyor.Dediğim gibi transfer yapılır ama önce balığın başına odaklanmak gerekir.SAYGILARIMLA... 

     

27 Ağustos 2012 Pazartesi

İNÖNÜ'DE İLAHİ ADALET...

     Bu gece koltuğuma oturduğumda kafamda bazı düşünceler vardı.Kağıt üstündeki Galatasaray, kaliteli kadrosu ile yeniden yapılanmaya giden Beşiktaş'ı sürklase eder kanısındaydım.Galatasaray Selçuk gibi bir maestroya,Umut gibi bir çabuk santrafora ve Elmander gibi kuleye sahipti.Diğer tarafta ise sanki toplama bir takım görüntüsü veren bir Beşiktaş gözüküyordu.Maçtan evvel yalan olmasın fark bile olacağını söyledim.

     Önce tribünden başlayıp uzatmadan analiz yapayım.Tribünler tamamen dolu diyebiliriz,destek de veriyor ama bazı hareketleri maçı izleyenleri rahatsız ediyor.Her köşe vuruşunda futbolcuya dokunma mesafesinde bağırmalar,yabancı madde atmalar ve Fatih hocayla girilen polemik gözüme hoş gelmedi.Destek anlamında takımını ateşledi ama agresifliğin dozunu bence ayarlamalılar.

     Maç başladı,hemde ne başlamaktı.Daha 20. saniyede Umut defansın arkasına sarktı,kaleciyi geçti ama vuruşu iyi değildi.Maçın başında işler Samet hoca için ters gidebilirdi.Fatih hocanın kadrosu kalite anlamında ve oturmuşluk anlamında daha iyi olduğu için bunun vermiş olduğu bir özgüven ile maça başlandı.Topa sahip olan ve istediklerini yapan Galatasaray gördük.Defansın arkasına Umut'un yaptığı koşular biraz da defansif hatalar sayesinde çok tehlikeli oldu.Derken bir yan top ve Melo kendi kalesine topu gönderdi.Bu gol Beşiktaş'ın Galatasaray karşısında dirençli olmasını sağladı.Golden sonra yine istediklerini yapan Galatasaray vardı ki defansın hatasını affetmeyen Elmander önceliği alarak güzel vuruşla beraberliği sağladı.

     Normalde Galatasaray'ın kaçıp Beşiktaş'ın kovalayacağı bir oyun beklerken şans Beşiktaş'ın yanında oldu ve hep Beşiktaş kaçtı.Pozisyonu olmadan golü buldu.Beraberlikten sonra da sahada oynayan Galatasaray devam etti ancak çıkarken kaptırılan top döndü kalesine gol oldu.Tam Samet hoca herşeye rağmen galibiyetle devreye girdim derken Galatasaray, elle oynama açısından tartışmalı bir pozisyonda Umut ile yine beraberliği sağladı ve devre 2-2 sona erdi.

     İkinci yarı biraz daha hatalarından arınmış bir Beşiktaş izledik.Daha güçlü,daha basan bir takım izledik.Galatasaray'a o bilinen oyunlarını oynatmadılar.Baskı yapıp top kazanmaya çalıştılar.Buna mukabil golü de kazanılan top ile güzel bir paslaşmanın devamında Hakan Balta'nın acemice hatasından buldular.3. kez öne geçen takım pozitif üstünlüğü de aldı.Galatasaray rakibin üstüne gitmeye çalıştı ancak etkili olamadığı gibi bir de geride verilen boşluklar sıkıntı yaratttı.Mustafa Pektemek'in talihsiz sakatlığı ile Batuhan değişikliğine giden Beşiktaş,yakaladığı iki net pozisyonu anlamsız şekilde harcadı.Eğer o gollerden birini atsaydı farkı ikiye çıkartıp seyirci desteğiyle maçı erken koparabilirdi.Ancak bu olmadı.Maçın son anlarında baskı kuran Galatasaray, 85.dakikada Burak ile penaltı kazandı.Soğukkanlı Selçuk topu ağlara yollayarak takımına beraberliği getirdi.İlk yarı rakibine top göstermeyen Galatasaray ikinci yarı adeta durdu,seyretti.

     Görüldü ki derbilerin favorisi gerçekten olmuyor.Maçtan önce fark atar dediğim Galatasaray,son dakikada sıkıntılı bir penaltı olmasa mağlup olacaktı.Beşiktaş maçın geneline bakarsak daha çok koştu,mücaedele etti.Kalite farkını böyle kapatmak istedi ve başarılı oldu.Maçın hakemine kısaca değinirsem de pek beğenmedim.Umut'un golünde elle müdahale gördüm,Emre Çolak'ın 80. dakikada Hilbert'e çarpan topunu penaltı gördüm ve son anlardaki penaltıyı da çok acemice buldum.

     Şansının yardımı ve rakibinin acemice hataları ile golleri bulan Beşiktaş,son dakikada yine bir şans penaltısıyla 3 puanı kaybetti.İlahi adalet bu olsa gerek.Ne iyi oynayan ama basit hata yapan Galatasaray üzüldü ne de Pozisyon bulamadan golleri bulan ama mücadelesini iyi yapan Beşiktaş üzüldü.Sadece Beşiktaş,üçüncü golden sonra harcanan pozisyonlara üzülüyor,Galatasaray ise basit yapılan hatalara üzülüyor.Daha ligin başındayız,elbet bu takımlar form tutacak.İşte o zaman daha zevkli maçlar izleyeceğiz.SAYGILARIMLA...

      

26 Ağustos 2012 Pazar

SÜPER LİGİN KALESİ SAĞLAM...

     Bugün farklı bir konuyla karşınızdayım.Lig başladı ve maçlar oynanıyor,bizde özlediğimiz ligi keyifle izliyoruz.Siz de farkettiniz mi acaba benim farkettiğimi merak ediyorum.Süper Lig takımlarının kalecilerine gözüm takıldı.İzlediğim özetlerde hep kalecilere baktığımda yetenekli,kaliteli isimlerin çoğunlukta olduğunu gördüm ve sizlere bir yazı derledim.

     Öncelikle son şampiyondan başlayarak hakkını verelim.Kalede Uruguaylı Fernando Muslera gerçekten güven veriyor.Takımının şampiyonluğunda önemli pay sahibi olduğu kadar arkadaşlarıyla da uyum içinde görüntü veriyor.Taffarel'in etkisi tabi ki tartışılamaz.Muslera'nın refleksleri sağlam ve özgüvenli.Şampiyondan sonra gelelim ikinci sıraya.Ne kadar bu dönemde sakatlık yüzünden sıkıntı yaşasa da Fenerbahçe kalede iki kaliteli isime sahip.Volkan Demirel'in özel hayatında davranışları fevri olsa da kaleciliği son derece mükemmel.Yapısına göre inanılmaz hareketli refleksleri olan Volkan,her teknik adamın gözü kapalı oynatabileceği bir kaleci.Diğer isim genç Mert  Günok da Volkan gibi kaleciyle antrenman yapmanın semeresini gördü.Fizik olarak diri ve yetenekli olan kaleci,kariyerini genç yaşta Milli Takıma yükselerek taçlandırdı.Şimdi sırada Trabzonspor var.Trabzon da kaleci yönünden bolca övgüyü alan takım oldu.Tolga Zengin aslen Trabzonlu olarak içten ve duygusal oynuyor.Yetenekleri daha önceden de vardı fakat son iki senede tecrübe kazanarak kendini çok geliştirdi.Onun da Volkan gibi gözü kapalı kaleye konulması düşünülür.Yine Tolga'yı zorlayacak bir kaleci Onur Recep Kıvrak Trabzon'un kadrosunda yer alıyor.Uzun bir talihsiz sakatlık dönemi geçiren Onur,sakatlık öncesi performansı ile adeta parmak ısırtmıştı.Sanırım nazarımızın değdiği şanssız kaleci yeniden formunu bulmaya başladı.Kalede uyumayan,sürekli hareketli ve ani refleksleri var.

     Beşiktaş,tecrübeli Rüştü Rençber'den sonra kaleyi Cenk Gönen'e teslim etti.Mc Gregor'un alınması Cenk'in kalitesiz olduğunu göstermez.Kaldı ki ligin ilk maçında verdiği güveni gördük.Bolca kitap okuyan Cenk hem psikolojik olarak hem yetenek olarak ligin kaliteli isimlerinden.Sırada Bursaspor var.İngiltere'den genelde Scott Carson'a kadar ülkemize kaleci gelmezdi.Bursaspor bunu kırarak İngiliz Milli Takım kalecisini getirdi.Geçen sezon uyum sorunu yüzünden oldukça aksadı hatta kendi taraftarından dahi büyük tepkiler aldı.Ancak uyum sorununu aşınca ve yan top eksiğini de kapatınca gayet önemli bir kaleci olduğunu gösterdi.Çizgide refleksleri çok sağlam ve karşıdan gelen şutlarda oldukça başarılı gözüküyor.Ligin banko kalecilerinden biri oldu.

     Yine Anadolu kulüplerimizde çok çok beğendiğim kaleciler var.Mersin İdman Yurdu'ndan İbrahim Sehiç geçen sezon takımına performansı ile çok puanlar kazandırdı.Kalitesiyle ligin iyi kalecilerinden oldu ve bu sezon da belli ki çok can yakacak.Sehiç,özellikle uzaktan şutlarda oldukça başarılı.Orduspor'dan Saso Fornezzi,kaliteli ekip kuran ligin flaş takımı Ordu'nun kaledeki adeta sigortası.Gaziantepspor'dan Zydrunas Karcemarskas her takımın kalesinde görmek istediği bir kaleci.Kayserispor'dan Nicolas Navarro,Kayserili başarılı scout ekibinin nadide elmaslarından biri.İstanbul BBSK'dan Kenan Hasagiç, Türkiye tecrübesi olan,kuvvetli ve yetenekli kalecilerden bir diğeridir.Karabükspor'dan Vjekoslav Tomiç,iki sezondur istikrarlı oyununu sürdürdü,Karabüğün lige tutunmasında önemli pay sahibi oldu.Ekstra parantez açacağım bir kaleci ise Andreas İsaksson olacak.Değişen,gelişen Kasımpaşa'nın ses getiren transferlerinden olan İsveçli kaleci kalitesini daha ilk maçından itibaren gösterdi.Aktif,oyunu bilen ve tecrübeli eldivenin paşa'ya çok şeyler kazandıracağından eminim.

     Spor Toto Süper Ligde oynayan kalecilerin bahsettiğim gibi kalitesi dikkatimi çekti.Özellikle Anadolu takımlarının getirdiği ismi duyulmayan kaliteli kaleciler beni çok mutlu etti.Scout denilen kavramın ülkemizde kaleci gibi bu kadar önemli bir mevkide gelişmiş olması umut vaadediyor.Altını kırmızı kalemle çizdiğim bu isimleri sezon içinde dikkatlice izleyin ve bu keyfi doya doya sürün.Tüm kalecilerimize başarılar diliyorum,Allah nazardan saklasın.SAYGILARIMLA... 

17 Ağustos 2012 Cuma

TFF'NİN "DİNİ BAYRAM KRİTERİNE" DAİR...

     Spor Toto Süper Lig ve alt liglerimizde futbol bugün kaldığı yerden devam etmeye hazırlanıyor.Tüm taraftarların sabırsızlıkla beklediği bu sezon açılışında öncelikle bütün takımlara başarılar diliyor,güzel bir sezon olmasını bekliyoruz.Biz de tabi ki şimdiden yazacağımız yeni yazıların heyecanını duyuyoruz.Bugün değişik bir konu ile karşınızdayım.Hazır ülkemizdeki futbolun başlangıcındayken bende buna dair konuşmak istedim.

     TFF adı üstünde Türkiye'deki futbolun patronudur.Yani bu halkın değerlerine,inançlarına ve hassasiyetlerine göre futbolu düzenleyen mekanizmadır.Bugün günlerden 17 Ağustos 2012 yani mübarek Ramazan ayının sondan bir önceki günü ve ayrıca ligin de başlama tarihi olarak gözüküyor.Türk toplumu genel olarak Müslüman bir toplumdur.Ramazan ayı boyunca oruç tutar, ibadetini yapar ve bayramı bekler.Arefe günü hummalı bir hazırlık vardır.Ertesi gün, bayramın 1.günü insanlar akrabalarına gider ve ziyaretler yapılır,dostlarla gezilir,sohbet edilir, çoğu zaman akşam yemeğine bile kalınır.Yani sizinde iyi bildiğiniz gibi bu iki gün Türk toplumu için çok yoğun geçer.

     Çok sevdiğim internetimin ve klavyemin başına geçip de TFF'nin internet sayfasını açınca gülsem mi ağlasam mı bilemedim.1.hafta fikstürü diye karşıma çıkan sayfada duyarsızlık gördüm.İlk olarak arefe günü hemde sıcak havada saat 17.00'de Karabük'te Trabzonspor maçı vardı.Akşam 21.45'te iki maç daha var.Sonra bayramın 1.günü erken başlıyoruz ; 20.00'de Kayseri ve Olimpiyat stadındayız.Gece 21.45'te Mersin Tevfik Sırrı Gür stadındayız.Daha da sonra bayramın 2.günü 19.30'da Ankara'dayız ve 21.00'de de TT Arenadayız.Sonunda fikstürümüz bitiyor ama yani bende bitiyorum.

     Federasyon yetkilileri sanırım ya bu ülkede yaşamıyorlar yada yönetmekte yeteneksizler.Bayram haftasında ligi açmak zorunda mısınız? Bütün tarihler doldu da bu haftayı mı buldunuz? Çoğu taraftar grubu deplasmanlara gidiyor ve bu insanlar bayramda ya ailelerinden uzak kalacak yada takımlarını yalnız bırakmanın üzüntüsünü yaşayacak.Benim ağırıma giden şey aslında kendimize değer vermememizdir.Getirdiğimiz yabancı futbolcuların Noel tatilleri var diye saygı gösterip ligin ilk devresini erken bitiriyoruz, sonrada dini bayramımıza değer vermeden ligi açıyoruz.Yabancıların da bayramına saygı duyalım ama biraz da kendimize bakalım ne olur.Ayrıca futbolcuların,teknik ekibin,hakemlerin ve stadyum görevlilerinin ailesi,bayramı yok mu? Kendimizi robot gibi yapıp işi profesyonelliğe vuralım ama başkasının bayramı olduğunda duygularımız devreye girsin.Bunu ben kabul etmiyorum ve herkese saygı gösterilsin istiyorum.Slogan da "şeker gibi başlangıç" olarak söylendi.Sanki tadından yenmeyen,herkesin şampiyonluğa oynadığı ve dünyaya sattığımız ligimiz var.

     Belki lig başlangıcında olumsuz bir konudan dem vurdum ama bu konu beni gerçekten üzüyor.Kendi toplumumuza yaptığımız duyarsızlığı ve düşüncesizliği bitirmeliyiz.Hepimizin ailesi,dostları,inançları ve değerleri var.Hristiyan bir toplum,Noel'de lig açmazken biz neden Müslüman olarak kendi dini bayramımızı sırf 1 hafta lig geç açılacak diye sık boğaz ediyoruz.Tüm Müslüman aleminin Ramazan bayramını mübarek ederek yazıma son veriyorum.SAYGILARIMLA...

1.hafta fikstürü hakkında ayrıntılı bilgi için ; http://www.tff.org/default.aspx?pageID=600&ftxtID=10573  adresini ziyaret edebilirsiniz...
             

26 Temmuz 2012 Perşembe

SEKSİ KULÜP VE ÇİLEKLERİ...

     Son dönemde çok eğlendiğim sözleri değerlendirmek istedim.Ne zaman görsem açıklamaları bir gülme alıyor.Galatasaray başkanı sayın Ünal Aysal,öyle sözler söyledi ki sosyal medyada büyük espri kaynağı oldu.

     Başkan,"Galatasaray seksi bir kulüptür" dedi.Sayın Aysal'ın duruşu biraz daha elit gözüküyor.Elitten kastım biraz daha beyefendi ve kibar bir yapısı ve jargonu olduğudur.Diğer kulüp başkanları da tabi ki böyle ancak Aysal'da daha bir olgunluk var.Bu sebepten dolayı bana bu söz çok normal geldi.Taraftar olarak yapımız daha çok halktan ve mizahi olduğu için bu söz başka yerlere çekildi.Rakip taraftarlar sosyal medyada çoğu kez kullandı.Aslında doğru bir söz bence bu çünkü Galatasaray yeniden yapılandı.Stadı,teknik direktörü,yaptığı transferler,gelen şampiyonluk,Şampiyonlar ligi ve ümit vaadeden bir geleceğiyle gerçekten futbolcuları kendine çeken bir yapıya büründü.Yaptığı Hamit ve Burak transferlerinden belli oluyor ki Galatasaray'ın büyük bir ağırlığı var.Her ne kadar gülümsesem de bence doğru bir tespit olduğunu dile getiriyorum.Yönetim bu ağırlığını iyi kullanırsa tekrar Avrupa'da adını duyurabilir.

     Gelelim çilek mevzusuna...Yine Aysal'ın son dönem esprilere konu olan,"yapacağımız forvet transferi pastamızın çileği olacak" sözleri çok konuşuldu.Gerçekten her mevkisiyle geçen sezon kalitesini gösteren takım,bu sene yapılan güzel transferlerle iyice güçlendi.Yalnız bu takımın forvet hattında sıkıntılar var.Baros isteksiz oynuyor.Elmander iyi bir forvet,Necati tecrübesiyle takımı sırtlıyor.Ancak uzun lig maratonu,Türkiye Kupası ve yanında güçlü takımlarla oynanacak Şampiyonlar ligi maçları takımı oldukça zorlayacak.Bu anlamda Baros gözden çıkarılıp Burak takviyesi yapıldı.Ancak yönetime bu yetmedi ve Dünyaca ünlü ses getirecek futbolcularla görüşmeler yapıldı,yapılıyor.Bu görüşmelerden dolayı "çilek" konusu ortaya çıktı.Ayrıca gözden kaçırılan bir açıklama da "Sarışın uzun boylu" bir forvetti.Sosyal medyada bu sözlere dayanan transfer haberleri çıktı ve ayrıca espri konusu oldu

     Dediğim gibi mizahi bir üsluba sahip olan insanlar bu sözleri kullandı.Bu açıklamalar aslına bakarsanız kötü açıklamalar değildi sadece futbola farklı bir jargon getirdi.Taraftarı heyecanlandırmaya yönelik hareket olarak bakıyorum ki zaten Galatasaray'ın sattığı kombineden de bu açıkça ortadadır.Seksi bir kulübe sarışın uzun boylu bir çilek gelmesi temennilerimle yazımı bitiriyorum.SAYGILARIMLA...

17 Temmuz 2012 Salı

YENİ SEZON TAHMİNLERİM


     İçinde bulunduğumuz transfer döneminde kulüplerin gerçekleştirdiği transferleri ve politikalarını biraz incelediğimizde gelecek sezonun nasıl geçeceğini az çok tahmin edebiliyoruz aslında. Geçen sezon Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon, Bursa, Sivas, Eskişehir liderliğe oynayacak kapasiteye sahiptiler, iddaalı kadro kurdular ve play-off sistemini dikkate alarak performans sergilediler ve bu saydığım takımların hepsi geçen sezon ilk 8'e girmeyi başarmıştı.

     Bu sezon Süper Lig ekiplerine baktığımızda özellikle Fenerbahçe, Galatasaray, Karabük ve Ordu'yu transfer piyasasında aktif görüyoruz. İki İstanbul takımı ekonomik imkânları sayesinde önemli futbolcuları kadrolarına dahil ettiler. Her sezon olduğu gibi yine şampiyonluğun en büyük adayları konumundalar. Bu sezon malesef 
benim zihnimde şöyle bir tablo oluştu şampiyonluk yarışında, FB-GS ve diğerleri.
Beşiktaş ve Trabzon'un bugünkü durumlarına baktığımızda kadro kalitelerinin geçen seneye oranla düştüğünü görüyoruz. Burak Yılmaz faktörünün artık Trabzon'da olmayışı şu an için önemli bir eksi (-), ama ben Trabzon'un kaliteli bir forvet transferi yapacağını tahmin ediyorum. Beşiktaş'ın durumu daha belirsiz, yaşanan olumsuzluklar, giden ve durumu belirsiz futbolcular, teknik adam değişikliği.. bunların hepsini üst üste koyduğumuzda Siyah-Beyazlı ekibin şampiyonluğa oynayacağını düşünmüyorum fakat tüm olumsuzluklar onlar için farklı bir motivasyon kaynağı olabilir ve çok farklı bir Beşiktaş izleyebiliriz.

     Biraz da Orduspor'dan

bahsedelim.. Çünkü bu sezon başarı adına birşeyler çabalayan, kararlı bir takım izlenimi veriyor bize. Ordu, Süper Lige gerçekten çok yakıştı. Oynadığı futbol ile kulüp yönetiminin attığı adımlar ile ligimize gerçekten renk kattılar. Aralık 2011'de yönetimi Cuper'in ellerine teslim eden Orduspor yönetimi hedefi hep yüksekte tuttu. Hedeflerinin Avrupa Kupaları ve lig şampiyonluğu olduğu sürekli dile getirildi. Bu sezon Cuper'in isteği doğrultusunda yapılan 3 Arjantinli ve 1 İspanyol oyuncu transfer edildi. Başkan Sayın Nedim Türkmen transfer konularında gerçekten profesyonelce davranıyor. Dikkat ederseniz medyada sürekli transfer dedikodusu yazılmıyor ama bir bakıyoruz istenen futbolcular imza atarken objektiflere poz veriyor. Yani imza atılana kadar spekülasyon yapılmıyor medyada, bu da çok önemli. 

     Asıl konuya dönecek olursak bu sezon ligimizde bir kutuplaşma olduğu düşüncesindeyim. FB-GS ve diğerleri şeklinde.. Bu iki takım dışındaki herhangi bir Anadolu takımı istikrarı yakalayıp, seri galibiyetlerle ligi sürdürürse ve ligi bu iki takımın arkasında 3. bitirirse işte benim gözümde Anadolunun şampiyonu "O"dur. 
Yine kendi fikrimi belirterek yazımı noktalamak istiyorum. Sanırım bu sezon La Liga'nın bir kopyasını izleyeceğiz. Orda sezon boyunca "Madrid mi Barça mı ?" diye konuşulurken bizde aynı şeyleri burda "Fener mi Cimbom mu ?" şeklinde konuşacağız. Umarım bu tahminlerimin tümünde yanılırım ve 4-5 takımlı bir şampiyonluk yarışı izleriz.

13 Temmuz 2012 Cuma

SÜPER LİG 2012-2013 FİKSTÜR ÇEKİMİ DEĞERLENDİRMESİ

     Spor Toto Süper Ligde fikstür bugün saat 11.00'de çekildi.Birbirinden zorlu maçların bizi beklediği ligde derbiler de erken başladı.2.haftada Beşiktaş evinde, uzun süre stadyum sıkıntısı yaşadığı Galatasaray'ı konuk edecek. 3.Haftanın en zorlu maçlarından birinde yine Galatasaray TT Arena'da Bursaspor'u ağırlayacak.Ligin 5.haftasında ise 3 Temmuz'dan beridir araları düzelmeyen Fenerbahçe ve Trabzonspor kozlarını Şükrü Saracoğlunda paylaşacak.

     Süper ligin 7.haftasında bu kez Fenerbahçe,sıkıntılar yaşayan Beşiktaş'ı evinde ağırlayacak.Beşiktaş,8.haftada Trabzonspor ile İstanbul'da karşılaşacak.Yine 8.haftada bir diğer zorlu maç ise Bursa Atatürk Stadyumunda Bursaspor-Fenerbahçe maçı olacak.Bursaspor 9.haftada Trabzon deplasmanına giderken,11.haftada da İstanbul'da Beşiktaş karşısına çıkacak.Ligin en zor derbisi 16.hafta maçında TT Arena'da Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak.Son derbi 17.haftada Trabzon'da Tranzonspor ile Galatasaray arasında oynanacak ve lig devre arasına girecek.

         Tabiki ligde zor maçlar her hafta var fakat gözüme çarpan Elazığspor oldu.Ligin ilk haftasında içeride Fenerbahçe'yi ağırlayacak olan Elazığspor,2.haftada Trabzonspor deplasmanına gidiyor.3.hafta nispeten dinlenen takım 4.hafta Beşiktaş deplasmanına gidecek.5.hafta sahasında Bursaspor ile kozlarını paylaşacak takım sonraki haftalarda rahatlamaya başlayacak.13.haftada Galatasaray ile yine Elazığ'da karşılacak olan takım "beş büyüklerle" olan maçlarını böylece bitirecek.İlk 5 haftadaki  girdaptan çıkabilirse önünün açık olacağına inandığım Elazığspor'a başarılar dilerim.

     Bursaspor açısından yaz aylarında havanın daha uygun olduğu haftalarda 1.hafta Kayseri,5.hafta Elazığ ve 7.hafta Sivas deplasmanlarına gidecek olması bir avantaj olarak görülebilir.Bunun yanında Fenerbahçe'nin ligin büyük bölümünde seyahat açısından rahat olması takımın avantajı gibi duruyor.Ligde 4.hafta içerde,5.hafta yine içerde,6.hafta Kasımpaşa deplasmanı,7.hafta içerde,8.hafta Bursa deplasmanı ve 9.hafta içerde oynayacak olan Fenerbahçe seyahat bakımından önde olacak.

     Derbilerin saha durumuna bakarsak;Fenerbahçe,ilkyarı'da olan saha avantajını ikinci yarıda sadece Galatasaray ile sahasında karşılarak kullanacak.Beşiktaş,saha açısından biraz şanssız bir kura çekti sanırım çünkü sadece ikinci yarıda evinde Fenerbahçe ile karşılaşacak.Trabzonspor avantajlı kurayı çekti çünkü ikinci yarıda 2 maçını kendi evinde yapacak fakat onunda son hafta Galatasaray deplasmanı var.Son olarak Galatasaray ise ikinci yarıda 2 maç içerde fakat kritik 16.haftada Fenerbahçe ile deplasmanda oynayacak.

     Bir fikstür çekimini daha geride bıraktık.Kolay takımın olmadığı zorlu maçlar bizi bekliyor.Yine bir "ek" turvunanın düşünüldüğü ligimiz inşaallah zevkli ve temiz bir mücadeleye sahne olur.Tüm takımlara şimdiden başarılar dilerim.SAYGILARIMLA... 

Ayrıntılı fikstür için; http://www.tff.org/default.aspx?pageID=198 Adresine bakabilirsiniz...

22 Mayıs 2012 Salı

SEZONUN İYİLERİ

     Lig sona erdiği için artık yazılarımızda geride bıraktığımız sezonu genel anlamda değerlendirme imkânı bulacağız yani bir nevi sonuca göre düşüncelerimizi buraya aktaracağız. Bu yazımda Süper Ligde takımına en çok katkı yapan futbolcuları değerlendirmeye çalışalım. Şampiyon takım Galatasaray'dan başlayalım..

     Galatasaray öncelikle yaptığı transferlerden Riera hariç nerdeyse %100 verim aldı. Muslera kalesini gole kapattı, Ujfalusi tecrübesi ile farkını ve kalitesini gösterdi; Eboue her maçta diriliği ve sağlam oyunuyla takıma çok şey kattı. Selçuk ve Melo ikilisi orta alanın ortasında iki yönlü oynayarak hem savunmaya yardımcı oldular hemde zaman zaman rakip kaleye sokularak skor ürettiler. Burda dikkat edilmesi gerekenler şunlar; Selçuk freekick golleri ile takımının kilitlendiği noktalarda oyunu açtı çoğu kez. Melo ise özellikle iç saha maçlarında taratfarı ateşleyerek taraftarın takımı daha çok sahiplenmesini sağladı ve arkadaşlarını hırslandırdı. Emre Çolak ve Semih Kaya, Fatih Hoca'nın parlayan yıldızlarıydı bu sene.

     Fenerbahçe'de Alex her sezon olduğu gibi çizgisini bozmadan sonuçlandırdı sezonu. Stoch özellikle 6-7 maç çok üst düzey performans sergiledi. Sow'un çabuk uyum sağlaması çok büyük bir avantaj oldu Fenerbahçe için.. Baroni bu sezon bambaşka hele ki ekstradan bulduğu freekick golleri ile onu izlemek çok keyifli. Volkan ise Fenerbahçe için efsane olma yolunda, takımın sonuna kadar şampiyonluğu kovalamasında çok büyük pay sahibi. Yobo da savunmada iyi işler yaptı. Emre çok iyi olmasada sezonun geneline baktığımızda "performans olarak" iyi göründü.

   
     Trabzon'da Burak Yılmaz'ın senesiydi bu sene, attığı gollerle hem kendini ispat etti hemde takımını sırtladı. Zokora orta alanı toparlayan başarılı savunma oyunu  ve oyuna yön verme anlamında o mevkide ne kadar Avrupai olduğunu farkettirdi herkese. Olcan ve Halil de genel anlamda başarılıydı. Adrian'da top tekniği ve ofansif özellikleri ile etkili olduğunu söyleyebilirim.

     Beşiktaş'ta başarılı bulduğum oyuncu sayısı daha az, Egemen, Fernandes ve Ernst takımın en iyilerindendi. Almeida, Quaresma ve Simao dönem dönem performansları yükseldi. Kaleci Cenk ise bazı maçlarda yaptığı kritik kurtarışlarla takımını mağlubiyetten kurtardı desek yalan olmaz herhalde..

     Bursaspor'da Pinto acıları dindirdi diyebiliriz, takım ligin ilk yarısı sonunda sadece 18 gol atabilmişti. Pinto öncelikle golleri attı, hem Battala'nın performansını arttırdı hemde tribünlerin sempatisini kazanarak takıma sahip çıkmasını sağladı. Batalla takımın ataklarına hep yön veren isim oldu. N'Diaye mücadeleci oyunuyla ortasahanın ayakta kalan ismiydi tüm sezon boyunca. Kaleci Carson'da bir çok maçta çok kritik müdahalelerde bulunarak maç kazandırdı takımına.

     İ.B.B'de Webo ve Doka oynadıkları futbol ile hem takımlarına katkı hemde lige renk kattılar, aynı şekilde Sivaslı Eneramo ve Grosicki de öyle.. Kayseri'den genel olarak Amrabat ve kaleci Navarro'yu başarılı buldum. Eskişehir'den Dede, Kamara, Diego Angelo, Alper Potuk ve Veysel Sarı takımlarına fazlasıyla katkıda bulundular. MİY'den Nobre ve Karabük'ten Cernat tecrübeleri ile takımlarına katkı sağladılar. Ordu'dan Culio, Stancu ve Gosso sezonun iyilerindendi.. Antep'ten Yasin Pehlivan'ı beğendim, Avrupa görmüş adam kendini belli ediyor..

Benim görüşlerim bunlar sizde düşüncelerinizi yorum olarak yazabilirsiniz.


13 Mayıs 2012 Pazar

SEZAR'IN HAKKI SEZAR'A

Ligin 14. haftasında liderlik koltuğuna oturan Galatasaray sezon sonuna kadar ligi hep önde götürerek; play-off'da zorlanmasına rağmen Kadıköy'ün karanlığında kupasını kaldırdı.

Ayrıca kadro kalitesi ve oynadığı futbolla rakiplerinden bir adım önde olduğu, şampiyonluğu hakettiği kanâtindeyim..

10 Mayıs 2012 Perşembe

BEN ÖZLEYECEĞİM.. YA SİZ ?


     Problemli bir sezonu geride bıraktık. Şike ve Platini sözcüklerini o kadar çok duyduk ki bu sene artık 8-10 yaşlarındaki futbol tutkunu çocukların bile dilinden düşmez oldu bu sözcükler. Oysa ki biz onların yaşındayken ağzımızda Hagi, Şifo Mehmet gibi ustaları mübağala ede ede dilimizden düşürmezdik. Sözü fazla dolandırmadan sâdede geleyim.

     Öyle yada böyle lig sona ermek üzere. Şampiyon birkaç gün içerisinde belli olacak. Hemde öyle bir maçta belli olacak ki; böylesine tarihi maçlar 5-10 sezonda bir gelir. Yaklaşık bir hafta sonra da ZTK şampiyonu kupasına kavuşacak ve bu şekilde ligimiz son bulacak. Yazın Euro 2012'yi izleyeceğiz ve malesef sadece "izleyeceğiz" orada olamayacağız. Ben  o maçları izlerken zihnimde hep Süper Lig olacak. 


     Futbolumuzda emek hırsızlığı, adaletsizlik oldu diye kalbimizdeki bu güzelim oyunun ateşi sönecek değil ya.. Kim ne derse desin yazın ben hep özleyeceğim Burak Yılmaz'ın her maçta ağları sarsışını.. Volkan Demirel'in enfes kurtarışlarını.. Selçuk İnan'ın free-kicklerini.. Ozan İpek'in kendine has ortalarını.. Arena'daki tribün şovları.. Bursa'nın Yeşil İncilerini...


     Play-off'un doğruluğunu yanlışlığını tartıştığımız günleri bile özleyeceğim ben.. O günlerde zaten gündem hiç boş kalmayacak herkesin tahmin ettiği gibi. Gazeteler 3-5 sene önce Crespo'yu Fenere  Saviola'yı Gallardo'yu Cimboma yakıştırırlardı. Sanırım bu yaz gündemde en çok yer alan isim Ronaldinho olacak. İstanbul büyüklerinin aksine ben Anadolu kulüplerinden bu sezonki Amrabat, Webo, Gekas gibi etkili transferler yapmasını umuyorum.


     Yani kısacası benim için, benim gibiler için Anadolu'daki futbolun tadı bir başkadır. Maç tribünde oturarak değil ayakta izlenir. Kale arkası tribünleri kalenin hemen arkasıda değildir, İtalya'daki stadlara benzer "curva" şeklindedir. Deplasman tribünü kafes gibi üstü kapalıdır. Polonya ve Ukrayna'daki o modern stadlar bu yüzden zevk vermeyecek bana bu yaz...

8 Mayıs 2012 Salı

HAYALİ İHRACAT

       Süper tehlike kapımızda!...Avrupa Ligi Playoff maçları tüm hızıyla devam ediyor.Galibiyetler,mağlubiyetler ve beraberlikler ardı ardına geliyor.Futbolcular sahaya çıkıyor ve elinden gelen mücadeleyi sonuna kadar veriyor.


       Bu ligde tehlikenin adı Bursaspor...Kupa finalisti olarak çıktığı son iki maçında galibiyet ile ayrılan yeşil beyazlılar,aniden ligin zirvesine de yükseldiler.Her şey güllük gülüstanlık seyrederken gözüme TFF süper final statüsü ilişti,merak edip okudum.


       Statüde yazanlar,futbol seyircisi olarak beni hem güldürdü hem ağlattı.Benim aklıma yatan statü şu idi;Bursaspor kupa finalisti olarak Avrupa'yı garantiledikten sonra grubu lider tamamlarsa yerine grupta 2.olan takım,Beşiktaş yada Trabzonspor ile karşılaşacak ve o maçın galibi son Avrupa biletini alacakti.


       Statü ise tam tersi idi.Kupa finalisti olarak Avrupa'yı garantileyen takım eğer Avrupa Ligi grubunu lider tamamlarsa Beşiktaş yada Trabzonspor ile karşılaşacak ama zaten garantilediği için böyle bir maçın oynanmasına gerek yoktur.Yani her halükarda Beşiktaş yada Trabzonspor UEFA'ya gidecektir.


       Okuyunca şok oldum ve ardından güldüm.Burada kilit takım hiç bir iddiası olmayan Bursaspor...Yani Bursaspor eğer haftaya İ.B.B'yi yenerse yada başka ihtimallerle grubu lider tamamlarsa  tüm bu Süper Final maçlarını anlamsız hale getirir.


       Ne oynanan Şampiyonluk grubundaki maçların anlamı kalır ne de Avrupa Ligi'ndeki maçların anlamı kalır.Eskişehirspor,Sivasspor ve İ.B.B. takımları "hayali" maçlara çıkmış olurlar ve boş yere efor sarf edip heyecanlanmış olacaklardır.Ağladığım an işte bu andı.Eğer böyle bir durum çıkarsa takımlar isyan bayrağını açabilirler.


       Güldüğüm nokta ise TFF yöneticilerinin bu ayrıntıyı hesaplayamamış ve atlamış olmalarıdır.Bu kadar yönetimden aciz insanların getirdiği böyle bir aciz uygulamayı,Federasyona her mecrada karşı çıkan Bursaspor'un sahada anlamsızlaştıracak olması ne büyük bir tesadüf olacaktır.


       Yazımın başlığında da dediğim gibi eğer Bursaspor haftaya Avrupa grubunu lider bitirirse,Federasyon tam bir "hayali ihracat" yapmış olacak.Zaten öfkeyi hayatımıza yoğun olarak sokan Süper Final,inşaallah yeni düşmanlıklara sebep olmaz.SAYGILARIMLA...      

7 Mayıs 2012 Pazartesi

SÜPER FİNAL 5.HAFTA

     Süper Final'in 5. haftası da nihayet geride kaldı. O kadar patırtı gürültü oldu ki bu hafta değerlendirme yapmaya bile değmeyecek cinsten. Geçen haftalarda az çok keyif almaya çalışıyordum izlediğim futboldan ama özellikle Trabzon'daki maç "öfff" dedirtti yani.. Otobüs taşlamalar, otelde rahat vermemeler çok güzel oldu değil mi, ne güzel hırslandırdınız adamları yaptıklarınızla. Zokora'nın dün Emre'ye burası benim çöplüğüm dercesine tekme tokat dalması ve sadece sarı kart ile cezalandırılması, maç boyunca küfürler.. "hay sizin oynayacığınız topa" dedirterek soğuttular futboldan..

     Gecenin diğer maçı da Galatasaray-Beşiktaş maçıydı. Bu yazımı çok isteksiz bir şekilde yazdığım için tek kelime ile geçiyorum bu maçı. Kara Kartal kulüp içerisinde yaşadığı sorunlara rağmen şampiyonluğa ne kadar etki edebileceğini göstererek Cimboma çelmeyi taktı son dakikalarda.


     Bursa dün kasmadan Sivas'ı yendi ve liderliği aldı. Aynı şekilde Eskişehir'de İ.B.B'yi rahat geçti. Son haftayı İstanbul'daki Belediye-Bursa maçı belirleyecek. 

Haftaya final maçları oynanacak. Galatasaray 1 puan farkla lider gidecek Kadıköye, Cimbom'un Kadıköy performansı da malum..

     PFDK gece yarısı kararını açıkladı. Bir kaç yönetici ve futbolcu hak mahrumiyeti cezası aldılar o kadar. Detayları yukarıdaki linkten görebilirsiniz. Böyle anlamsız kararlara yapılacak anlamlı değerlendirme bulamadığım için yazımı sonlandırıyorum.

"SÜPER" HAREKETLER BUNLAR...


     Trabzonspor-Fenerbahçe maçını izlerken tüylerim diken diken oldu.Sahada bir gerginlik,tribünde gerginlik ve sokakta gerginlik.Bu yazıya başlarken o kadar kez yazıp sildim ki klavyem ağlamak üzere inanın.Nerden başlayacağımı ve ne anlatacağımı bilemez haldeyim.Süper final diye övündüğümüz maçların sonuçlarını sahada,tribünde ve özellikle saha dışında rahatça görebiliyoruz.

     Fenerbahçe takımının Trabzon’a gelişinden itibaren otobüsünün taşlanması,bütün gece denizden kornalarla rahatsız edilmesi,tribünde küfür edilmesi ve sahadaki gerginlik bize gösterdi ki Türkiye’de futbol tamamen bitti.Biz buraya nerden geldik hatırlayalım.Önce şike davası çıktı,zararı tazmin için “süper” final icad edildi.Daha sonra dava sulandı ve sonunda şike sahaya yansımamıştır denildi,konu kapandı.Senelerdir takım kayırmadan şikayetçi olan insanlar bu kararla birlikte oynadıkları tuhaf ligin geldiği noktayı hazmedemediler.
    
      Futbolun buraya gelmesinde herkes suçlu bence.Fenerbahçe,Trabzonspor ve federasyon yöneticileri başta olmak üzere herkes suçludur.Ancak suçun büyüğü yayıncı kuruluşundur.Zararlarını tazmin edebilmek için uydurdukları “süper final”de yaşananlar ortadadır.

       Federasyon olarak şike yapanı affedersen,ırkçılık yapanı affedersen ve cezalarını adaletsiz verirsen olacaklar gün gibi bellidir.Trabzon taraftarı neden kızgındı çünkü Emre ırkçılık yapmıştı.Kaç maç ceza aldı;3 maç…Taraftar neden kızgındı çünkü şike çıkmıştı.Ceza;sahaya yansımamıştır.Ben burada şike olmuştur yada olmamıştırı tartışmayacağım.Anlatmak istediğim sadece taraftarın neden gergin olduğudur.Kritik noktalarda kararları alamıyorsanız bu sonuçlara katlanacaksınız.Şişirilen “süper final” bize ne getirdi hiç düşündünüz mü?

       Galatasaray taraftarı 3 neferini kaybetti sırf heyecan olduğu için bu süreçte ki Allah rahmet eylesin.Emre ırkçılık yaptı.Beşiktaş taraftarı sahaya daldı futbolcuya saldırdı.Trabzon’da sahaya ne bulunduysa atıldı ve ağıza alınmayacak küfürler edildi.Hani süper diyoruz ya bu finale,daha bitmedi son hafta finali var önümüzde.Sizce neler olacak bir düşünür müsünüz?

       Son haftaya girmeyip Trabzonspor-Fenerbahçe maçında gözüme çarpanları anlatayım.Fenerbahçe takımı Trabzon’a ayak bastığından itibaren şiddet ve küfür sahneye çıktı.Taşlar atıldı,küfür edildi,taciz edildi.Kendini kaybedenlerin bazısı kendi başkanına saldırdı.Gelelim sahaya şimdide…Maç başladı,Fenerbahçe öne geçti.Sahaya atletler ve değişik maddeler yağdı.Hadi bu bekleniyordu da 5.dakikada Colman ile başlayan sahadaki gerginlik niyeydi.Zokora Emre’nin elini sıkmadı,bence sıkmalıydı.Maçın içinde Zokora ve Colman çok sinirliydiler ve bu da futbolun geneline yansıdı.Sahada futbol yerine o kadar şiddet vardı ki üstüne konuşulacak futbol ortada yoktu.

       Irkçılık ile mağdur duruma düşen Zokora’ya 45.dakikadaki hareketinden dolayı ne desek azdır.Emre 3 maç aldıysa,Zokora 5 maç almalı çünkü yaptığı hareket sadece faul değil cana kasıttı.Emre sakin durdu her şeye rağmen bence.Taraftar küfür etti,futbolcular sertti ama o yinede tahrik etmedi.Bu öfkenin sebeplerini yukarıda anlatmaya çalıştım.Süper final bize ne getirdi ne götürdü.Üç tane futbol seyircisini kaybettik,üç tane aile trajedi yaşadı.Ülkemizde yaşanmayan ırkçılık yaşandı.Sezon başında şişirilen ve tek amacı daha çok para kazanmak olan uygulama sayesinde bunların hepsi oldu.

       Değer miydi yahu bu kadar şeye…Futbol eğlencedir.Değer miydi canlara,değer miydi edilen küfürlere,indirilen camlara yada değer miydi fiziki ve sözlü şiddete bu oynanan futbol.Maç kazanacağız diye kavga dövüş her şeyi yapıyoruz ve yavaş yavaş aklımızı kaybettik.Bu son maçtan sonra haftaya olan maçı düşünemiyorum.Hele hele Galatasaray şampiyon olursa değmeyin yayıncı kuruluşun keyfine…Olaylar,ölenler ve daha neler neler…Süper final;Süper küfürler,süper tekmeler,süper yumruklar,süper stres demek…

       Evet sayın seyirciler “dev derbi” başladı Kadıköy’de…Seyreyleyin çümbüşü…İYİ SEYİRLER…

       

4 Mayıs 2012 Cuma

SÜPER FİNAL 4. HAFTA

     Süper Final'in 4. haftasında lider Galatasaray evinde Trabzon'a puan kaybedip şampiyonluk yolunda önemli bir yara aldı. Liderin 3 puan gerisinde bulunan Fenerbahçe ise Beşiktaş engelini geçip puanları eşitleme avantajını İnönü'de geri tepti.
     Hafta başında gündemde yer alan "malum" konular Sarı-Kırmızılı futbolcuların iştahını kesmişti adeta, bir de tribünlerdeki o alışık görüntüler yoktu Arena'da. Trabzon ise geçen haftaki mağlubiyetin acısını çıkartmak için istekliydi ancak bir türlü golü bulamadı. Maç golsüz biterken herkesin aklına İnönü'de oynanacak maç geldi. Fener, kazanmaya alışkın olduğu İnönü'de yine kazanıp puanları eşitleyebilirmiydi acaba ?
     Şampiyonluk grubunun dibine demir atmış ve saha dışı olaylarla ülke gündeminde yer bulan Beşiktaş müthiş bir mücadele ile geçit vermedi Fenerbahçe'ye.. Beşiktaş'lı bayan taratarlar da hiç erkekleri aratmadılar Maşallah !!! 

     Yolun sonu göründü ligde, iki maç kaldı.. Galatasaray liderliğini aylardır sürdürüyor. Oynadıkları futbol, kadro kalitesi ve performansları zaten şampiyonluğu hak ediyor. Fakat sistemin kurbanı olabileceklerini daha önce burada söylemiştim. Fenerbahçe dün İnönü'de kazansaydı o hırs ile ligi lider bitirebilirdi ama artık ben bu işi zora soktuklarını düşünüyorum.

     Süper Final Avrupa Grubunu konuşacak pek birşey yok aslında, kör dövüşü gibi herkes herkesi yenebiliyor. Sivas bu turnuvayı ciddiye alan ve bir o kadar da enteresan bir takım. İlk hafta Bursa'yı 4-0 geçtiklerinde artık bu turnuvayı kopartıp açık ara lider bitirirler diye düşünüyordum ama sen iki maçta da İstanbul'u yenemiyorsan kendini bir anda son sırada buluverirsin. İ.B.B'yi küçümsemiyorum ama Bursa yedek kadrosu ile 3 atmıştı bu takıma. Eskişehir ise Avrupa'yı belki 5.likle zorlarım düşüncesinde olsa da yetersiz bir takım. Bu sistemin en kârlısı Bursa, kupa finali garanti ve genç yetenekleri sahaya sürerek kazanma düşüncesinde..

Not: Son haftalarda ne kadar çok free-kick golü oldu değil mi ya ? 



23 Nisan 2012 Pazartesi

SÜPER FİNAL 2. HAFTA





     Bu hafta her iki Süper Final grubunda seyir zevki yüksek maçlar oynandı. Özellikle grup lideri olan iki takım Galatasaray ve Sivas rakiplerini yenerek grup liderliğini yüksek oranda garantileyecek 3 puan için savaştı ama rakipleri onlara izin vermeyerek "bu iş burada bitmez" dedirtti herkese..

     Şampiyonluk Grubunda Galatasaray ve Fenerbahçe rakipleri ile puan farkını açarak kendi aralarında yarışacaklar artık..Tarihte bu iki ezeli rakip arasında böylesine bir şampiyonluk mücadelesi yaşanmıştır büyük ihtimalle fakat bu sezon çok farklı; birbirlerinin en büyük rakiplerini alt ederek başa baş mücadele vermeleri hiç bir sezonda olmamıştır diye düşünüyorum...
    
 
     Avrupa Ligi grubu ise daha çekişmeli, en azından puan tablosu bizi böyle 
düşünmeye sevk ediyor. Puanlar ardışık ve 4 takımında grubu lider bitirme şansı var. Bu gruptaki Bursa ve Eskişehir takımları hafta içinde Türkiye Kupası'nda karşılaşacaklar ve bu iki takımın Süper Final maçlarında as oyuncuları dinlendirip, yarı-final maçına motive olduklarını biliyorum.


     Spor Toto Kupası için söyleyeceğim tek kelime Orduspor'un formu... Bu sezon ligimize renk kattı, ekip oynadığı futbol verdiği mücadele ile Süper Lig takımı olduğunu herkese gösterdi. Spor Toto kupasında Samsun ve Karabük'ü yenerek grubunda liderlik koltuğunda oturuyorlar. Gelecek sezon zirveyi zorlamaları muhtemel.


17 Nisan 2012 Salı

SÜPER FİNAL 1. HAFTA

     Merakla beklenen Süper Final'de ilk maçlar tamamlandı. Genel anlamda beklenen skorlar ve beklenen bir atmosfer görüldü. İ.B.B.-Eskişehir maçı denk güçlerin mücadelesi oldu ve 1-1 beraberlikle sonuçlandı. Türkiye Kupası Çeyrek Finalinde Bursaspor'a farklı mağlub olan Sivas; hırslanarak maça asılacağı belliydi ve bana göre Ertuğrul Hoca'nın yanlış kadro seçimi ile evsahibi ekip kupada elenmenin futbol kuralları içinde "intikamını" aldı.

     Süper Final Avrupa Grubu'ndaki gelecek hafta maçlarında heyecanın daha da artacağını tahmin ediyorum. Özellikle Bursa-Eskişehir-Sivas arasındaki maçlar "şehir taraftarlığı" faktörü ile daha da renkleneceğini düşünüyorum.

     Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda ise Fenerbahçe, Trabzon'u çekişmeli bir 90 dakika sonunda yenmeyi başardı. Şampiyonluk yolunda pes etmediğini herkese gösterdi Sarı Kanaryalar.. Maç başında yaptıkları tribün şov ile rakibi baskı altına almaya çalışarak, kendi oyuncularını da ateşlemiş oldular. Taraftarın bu galibiyetteki payı çok büyük.

     Birkaç saat önce oynanan Beşiktaş-Galatasaray maçı ise futbol açısından pek göz doldurucu olmadı. Beşiktaş'lı futbolcuların formsuzluğu, yetersizliği Galatasaray'ı daha da rahatlattı. Hakem hatalarını da görmezden gelemeyiz tabiki. Ben şahsen Hüseyin Göçek'in bir maçını tribünden çıplak gözle izledim ve bircok anlamsız kararlarına şahit oldum. Taraflı tarafsız her futbolseverin objektif olarak gördüğü bir durum var; bu hakem gerçekten ama gerçekten çok hata yapıyor. Derbilerde olsun, Anadolu takımlarının maçlarında olsun yaptığı hatalar yüzünden taraftarlardan büyük tepkiler alıyor. Bence bu hakeme alt liglerde görev verilmeli, bu performansı ile Süper Ligde maç yönetmeyi haketmiyor.

     Son olarak İnönü'de çıkan olaylara değinmek istiyorum. Beşiktaş'lı futbolcuların formsuzluğu taraftarı çileden çıkardı ve üstüne kötü skor ve üstüne hakemin kararları. Ama ne olursa olsun o stadda bu kadar güvenlik zaafiyeti olmamalı. Ben şimdi çok merak ediyorum Beşiktaş Kulübüne ne tür bir ceza yaptırımı uygulanacak..