13 Ocak 2012 Cuma

12.01.2012 FENERBAHÇE DEĞERLENDİRMESİ

2. FENERBAHÇE: Fenerbahçe Spor Kulübü belki de 2011 yılının en şanssız takımı idi.3 Temmuz günü ile başlayıp şimdiye değin yaşanılan süreç bağlamında ortaya çıkan gelişmeler, Türk futbol kamuoyunu derinden sarsacak anlarla doluydu.Türkiye'de ilk kez futbolda "Temizeller" operasyonu başlatılıyor ve ilk kez bir kulüp başkanı ile beraber birçok kişi "Şike" suçundan dolayı (suçu sabit olmamakla birlikte) cezaevine gönderiliyordu.Bu dönemle birlikte Fenerbahçe kulübü derinden yara almış ve "başsız" kalmıştı.Operasyon'un ilk şokunu atlatamayan Fenerbahçe, transferde geç kaldığı gibi hem maddi hemde manevi sebepler dolayısıyla başta Lugano olmak üzere Andre Santos ve Niang gibi oyuncularını da kaybetmişti.Şampiyonlar Liginden ihraç edilmesiyle maddi külfete giren ve sıkıntıları artan kulüp,yine de Orhan Sam,Ziegler ve Bienvenu gibi oyuncuları kadrosuna katarak açığını kapamaya çalıştı.Sezon başında ligin ortalarına demir atması kuvvetle muhtemel gösterilen takım,ligin başlamasıyla adeta fırtına gibi esti.Yılmadığını gösterme çabası ve yaşanılan ortamın verdiği hırs sayesinde ligin zirvesine ortak olan takım,devrenin ortasına doğru duraklamasına rağmen tekrar gücünü toplayarak tırmanışını devam ettirmeye çalışmaktadır.Şu anda ligde en üst sıralarda bulanan Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri arasında hem moral olarak hem de oyun yeteneği bakımından daha önde gördüğüm tabii ki Galatasaray'dır.Ancak Fenerbahçe de ikincilik ve azından ilk dört play-off'u için oldukça şanslı gördüğüm bir takımdır.Eğer ortama bağlı olan sorunlarını en aza indirger ise bu tırmanışın sadece hırs ekseninde değil,oyun ile birlikte de sürdürüldüğünü ispat edecektir.Fenerbahçe Spor Kulübünü tüm olumsuzluklara rağmen yılın çıkış yapan takımları arasına almak tereddüte mahal vermeyecek kadar açıktır.Yazımı bitirirken saygılarımı arz ederim...


YARIN: BEŞİKTAŞ.....

ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI 3.TUR

Ziraat Türkiye Kupası 3.tur maçları bu akşamki Fenerbahçe-Konya Torku maçı ile tamamlandı. Bu turda tek maçta eleminasyon sisteminin uygulanması bence ayrı bir tartışma konusu.
     Kupa maçlarının en güzel yanı alt liglerdeki takımların favori gösterilen rakipleri karşısında zaman zaman sürpriz yaparak onları kupa dışına itmeleridir. Bu tip güzellikleri genellikle İngiltere'de görmeye alışkınız. 3.tur maçlarındaki en ilginç durum Manisaspor'un BUGSAŞspora 2-1 mağlup olmasıydı. Ankaragücü'nün Kasımpaşa'ya farklı mağlub olması ise bir yandan Ankaralı futbolseverleri üzse de, ligde zorlanan mevcud kadronun birde omuzlarına kupa mücadelesi yüklenmesi; ilerleyen haftalarda futbolcuları ve teknik ekibin işlerini daha da zorlaştırması muhtemel bir durum gibi görünüyordu.
     Ligimizde bu sezon uygulanacak olan play-off sistemi üst sıralara oynayan takılmları biraz daha rahatlattı şüphesiz. Bu sezon şampiyon olmak için ligi illa da 1.sırada bitirmek gerekmiyor !..  Ligde 5 ile 15. sıralar arasındaki 11 takımın Avrupa Kupası mücadelesi için tek çıkış yolları Ziraat Türkiye Kupası..  
     Sezonu orta sıralarda bitirmesi muhtemel görünen takımların Türkiye Kupasına 4 elle sarılmaları en mantıklı yol olacaktır. Yani ligi 5-6 sırada bitirmektense ben kupa maçlarında canımı dişime takarak hem müzeme kupa götürüp yurt içindeki prestijimi arttırım, hemde kısa yoldan Avrupa biletimi cebime koyarım..

11 Ocak 2012 Çarşamba

11.01.2012 GALATASARAY DEĞERLENDİRMESİ

Süper ligin 19.haftası itibariyle takımlarımızı gün gün değerlendirmeye almak istiyorum.Hangi takım çıkışta ve hangi takım düşüş grafiğinde bulunuyor...


1.GALATASARAY: Galatasaray kulübü ciddi bir çöküş sürecinden sonra Ünal Aysal başkanlığında başarılı bir grafik gösteriyor.Sezona Zapata,Culio,Stancu gibi oyuncuları göndererek başlayan kulüp, kadrosunu Elmander,Sercan,Eboue,Muslera,Selçuk İnan,Ceyhun Gülselam ve sorunlu gibi duran Engin Baytar ile kuvvetlendirerek girdi ve takımın başına da tecrübeli Fatih Terim'i getirip bir düzen ortamı sağladı.Çıkış grafiğini nerede kaybedecek diye beklerken gün geçtikçe temposunu arttırdı.En son Samsun ve Adana maçlarında net skorlar almayı başaran kulüp 2011-2012 futbol sezonunun play-off maçlarına kalarak şampiyonluğu da elde edecek güce sahip olduğunun sinyallerini veriyor.Takımda sezon başında sorunlara gebe olarak lanse edilen Engin ve Sercan'ın şu ana kadar gösterdiği performans dikkat çekiciydi.Birbirlerine rakip olur denilen Elmander ve Baros ise parmak ısırtıyorlar.Özellikle Fatih Terim'in başa gelmesiyle bir düzen ortamının kol gezdiği tesislerde de arkadaşlık duygusunun güçlendiği bir gerçek olarak önümüze geliyor.Yeni gençlerin kazandırılması yönünde benim en çok sevindiğim konu Emre Çolak konusu oldu.Yeni Arda Turan olmak yerine,kendi benliğiyle futbola odaklanmasını beklediğim Emre Çolak Galatasaray'ın bu sezon belki de en büyük kazancı olmuştur.Nitekim yine Ayhan ve Sabri'nin takımdaki "ağabey" rolünü oynarken, Eboue, Muslera ve Baros gibi oyuncuların profesyonellik duygusunu genç ve dinamik isimlere empoze etmesiyle takımda hem güç hem tecrübe hem de profesyonel ruh birleşiminin naçizane emarelerini görmekteyiz.Yazıma son verirken bu sezon Galatasaray'ın bundan sonraki dönemde de eğer büyük bir aksilik çıkmaz ise aynı istikrarı sağlayıp sonuna kadar yarışı üstün götüreceğini sanıyorum.Bugünkü GALATASARAY ÖZEL yazımın sonuna geldim.

YARIN : FENERBAHÇE....

SEÇİLEN "YANLIŞ KELİMELER" !!!

     Blogumu ilk oluşturduğum gün "Türk Futbolundan haberler ve yorumlar" düşüncesi ile yola çıktım. Düşüncem, yazılarımda sadece "Futbol"a değinmek ve futbolumuzu çirkinleştiren "futbol dışı" (şike olayları) konulara yer vermemek.
    
     Bu düşünceme hiçbir zaman ihanet etmeyip blogumda o malum konulara yer vermeyecektim ki; geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar'ın kendisine uzatılan mikrofonlara söylediği sözlerden sonra bende bir futbolsever olarak birkaç kelime yazmak istedim.

     Ben şahsen Anadolu'nun en saygın kulüplerinden bir tanesinin taraftarıyım (yazılarımda objektif olmam adına taraftarı olduğum takımın adını açıklamak istemiyorum) Fenerbahçe -Trabzon arasındaki gerginlik beni ilgilendirmez. Fakat tarafsız bir futbolsever olarak Bakanın açıklamaları beni biraz rahatsız etti. Sayın Bakan Trabzonlu olduğu için kendini taraftar gibi hissedip söyledi o sözleri. Trabzonsporun haklarını savunması çok normal, bence burda tek sorun Bakanın açıklama yaparken "yanlış kelimeler" seçmesidir.

     Sayın Başbakanımızın Fenerbahçe'li olduğunu yedi cihan biliyor. Şimdi yarın öbür gün Başbakanımız Fenerbahçe taraftarı kimliği ile çıkıp birşeyler söylese Fenerbahçe karşıtı bazı kesimlerde doğal olarak rahatsız olmayacak mı ?

     Demek ki neymiş ? Toplumu temsil eden yöneticilerin bu gibi kritik durumlarda bireysel değil objektif konuşmalarının önemini görmüş oluyoruz...

8 Ocak 2012 Pazar

TRANSFER DÖNEMİNİN İLK GÜNLERİ

     Ara transfer döneminin ilk günlerindeyiz ve şu 2 günlük süre zarfında transferi kesinleşen bir kaç futbolcu var. Trabzonspor hızlı bir hamle yaparak Gaziantep'ten Olcan Adın ve Bucaspordan Torric Jebrin'i hemen renklerine bağladı. Fenerbahçe'de Ankaragücü'nden Özgür Çek'i transfer etti. Samsunspor Bundesliga'da yıllarca boy göstermiş Yunan Gekas'ı kadrosuna kattı.
     Spor basınında çıkan haberlere göre Galatasaray Rosicky ve Arshavin ile ilgileniyor. Fenerbahçe'nin kaliteli bir santrfor aradığını tüm futbolseverler tahmin edebiliyor,özellikle Santos'lu Borges çok fazla gündemde. Miroslav Stoch'u Avrupanın önemli kulüplerinin istediği söyleniyor. Dia'nın Fenerbahçe'den ayrıldığını biliyoruz. Bursaspor'un Bobo ile ilgilendiğini biliyorum. Alper Potuk Eskişehir ile sözleşme yeniledi. Şimdilik gelişmeleri bu şekilde özetleyebiliriz.
     Gündemde transfer söylentileri dolaşırken bir yandan da ligde 19. hafta maçları oynanıyor. Galatasaray son 8 maçta 3 puana abone oldu Samsun'dan da galibiyetle döndü. Trabzonspor, İ.B.B deplasmanında kazandı. Bursaspor, Kayseri'den sonra Mersin'i de yenmeyi başardı. Zirve yarışından kopmamak için Fenerbahçe ve Beşiktaş'ta bu hafta mutlaka kazanmak zorunda.
     Ve ben şahsım adına son birkaç cümle yazmak istiyorum.. Ülkemize artık yurtdışından futbolcu ithalatı(!!!) yapılmasın. Çünkü ligimizdeki yabancı futbolcu sayısı olması gerekenden çok fazla. Bu durum öncelikle genç yerli futbolcularımızı olumsuz etkiliyor ve hemen ardından milli takımımıza da yansıyor.
     Yabancı futbolcu transferi yerine Avrupadaki gurbetçi gençlerimiz transfer edilip sahadaki yerini alsa?  yada TFF "sahadaki 11'de maximum 5 yabancı futbolcu yer alabilir" gibi özel bir kural uygulasa ? Süper Lig takımlarımızın hemen hemen hepsinde 8-10 yabancı futbolcu var, bence bu sayı 6-7'lere düşmedikçe kendi öz kaynaklarımızdan (genç yerli futbolcularımızdan) yeterince faydalanamayacağız.