13 Temmuz 2012 Cuma

SÜPER LİG 2012-2013 FİKSTÜR ÇEKİMİ DEĞERLENDİRMESİ

     Spor Toto Süper Ligde fikstür bugün saat 11.00'de çekildi.Birbirinden zorlu maçların bizi beklediği ligde derbiler de erken başladı.2.haftada Beşiktaş evinde, uzun süre stadyum sıkıntısı yaşadığı Galatasaray'ı konuk edecek. 3.Haftanın en zorlu maçlarından birinde yine Galatasaray TT Arena'da Bursaspor'u ağırlayacak.Ligin 5.haftasında ise 3 Temmuz'dan beridir araları düzelmeyen Fenerbahçe ve Trabzonspor kozlarını Şükrü Saracoğlunda paylaşacak.

     Süper ligin 7.haftasında bu kez Fenerbahçe,sıkıntılar yaşayan Beşiktaş'ı evinde ağırlayacak.Beşiktaş,8.haftada Trabzonspor ile İstanbul'da karşılaşacak.Yine 8.haftada bir diğer zorlu maç ise Bursa Atatürk Stadyumunda Bursaspor-Fenerbahçe maçı olacak.Bursaspor 9.haftada Trabzon deplasmanına giderken,11.haftada da İstanbul'da Beşiktaş karşısına çıkacak.Ligin en zor derbisi 16.hafta maçında TT Arena'da Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak.Son derbi 17.haftada Trabzon'da Tranzonspor ile Galatasaray arasında oynanacak ve lig devre arasına girecek.

         Tabiki ligde zor maçlar her hafta var fakat gözüme çarpan Elazığspor oldu.Ligin ilk haftasında içeride Fenerbahçe'yi ağırlayacak olan Elazığspor,2.haftada Trabzonspor deplasmanına gidiyor.3.hafta nispeten dinlenen takım 4.hafta Beşiktaş deplasmanına gidecek.5.hafta sahasında Bursaspor ile kozlarını paylaşacak takım sonraki haftalarda rahatlamaya başlayacak.13.haftada Galatasaray ile yine Elazığ'da karşılacak olan takım "beş büyüklerle" olan maçlarını böylece bitirecek.İlk 5 haftadaki  girdaptan çıkabilirse önünün açık olacağına inandığım Elazığspor'a başarılar dilerim.

     Bursaspor açısından yaz aylarında havanın daha uygun olduğu haftalarda 1.hafta Kayseri,5.hafta Elazığ ve 7.hafta Sivas deplasmanlarına gidecek olması bir avantaj olarak görülebilir.Bunun yanında Fenerbahçe'nin ligin büyük bölümünde seyahat açısından rahat olması takımın avantajı gibi duruyor.Ligde 4.hafta içerde,5.hafta yine içerde,6.hafta Kasımpaşa deplasmanı,7.hafta içerde,8.hafta Bursa deplasmanı ve 9.hafta içerde oynayacak olan Fenerbahçe seyahat bakımından önde olacak.

     Derbilerin saha durumuna bakarsak;Fenerbahçe,ilkyarı'da olan saha avantajını ikinci yarıda sadece Galatasaray ile sahasında karşılarak kullanacak.Beşiktaş,saha açısından biraz şanssız bir kura çekti sanırım çünkü sadece ikinci yarıda evinde Fenerbahçe ile karşılaşacak.Trabzonspor avantajlı kurayı çekti çünkü ikinci yarıda 2 maçını kendi evinde yapacak fakat onunda son hafta Galatasaray deplasmanı var.Son olarak Galatasaray ise ikinci yarıda 2 maç içerde fakat kritik 16.haftada Fenerbahçe ile deplasmanda oynayacak.

     Bir fikstür çekimini daha geride bıraktık.Kolay takımın olmadığı zorlu maçlar bizi bekliyor.Yine bir "ek" turvunanın düşünüldüğü ligimiz inşaallah zevkli ve temiz bir mücadeleye sahne olur.Tüm takımlara şimdiden başarılar dilerim.SAYGILARIMLA... 

Ayrıntılı fikstür için; http://www.tff.org/default.aspx?pageID=198 Adresine bakabilirsiniz...

10 Temmuz 2012 Salı

TRANSFER ÇILGINLIĞI VE GERÇEKLERİ...

     Psikologların incelemesi gereken bir olgudur transfer sezonu...Bana kalırsa ayrıca bir mali uzman ve yanında da Psikolog,insanlar üstünde beraber çalışmalıdır.Anlayamadığım bir hastalık olan transfer beklentisinden ve transferdeki gerçeklerden bahsedeceğim bugün...

     Takım taraftarları kendi bütçelerinden fedakarlık yapıp maçlara gidiyorlar ve ürün alıyorlar.Doğal olarak bir beklenti içine giriyorlar.Biz takımı sahiplendik,takımda bizi sevindirsin diye umutla bekliyorlar.Bunu anlayabiliyorum.Ancak kulübün ekonomik durumunu,transfer görüşmelerinde futbolcunun isteklerini ve son dönemlerin meşhur sorunu olan yetkisiz menajerlik sorununu hiç dikkate almıyorlar.

     Mali yapıdan başlayalım.Kulüp yönetmek ciddi bir iştir ve hayallerle yapılamaz.Kulübün gerçekleri vardır ve mali disiplinin sağlam olması gerekir.Bugün FİFA'nın düzenlemeye çalıştığı,uğrunda Beşiktaş'ı Avrupa kupasına almadığı "mali disiplin kriterlerinden" söz ediyorum.Tutarlılık ve kendini döndürebilme kulüplerin olmazsa olmazıdır.Ülkemizde düzensiz mali politika izleyenlerin borçları gözler önündeyken hala "flaş" transfer istemek ne kadar mantıklı bilemiyorum.Özellikle bu mali düzeni bozup tökezlerseniz,aldığınız maliyetli futbolcular size sorun olarak dönerler.Taraftarlar bence kulübün refahını düşünerek hareket etmelidir.

     Bir diğer gerçek futbolcu istekleridir.Bir taraftar,kulüp ile futbolcu arasında neler konuşulduğunu,oyuncunun neyi isteyip neyi istemediğini ve neyin kulübünün faydasına olacağını dikkate almalıdır.Tabi ki gerçek bir futbol izleyicisi  ve taraftarıysa bu ondan beklenir.Bu oyuncuyu yada şu oyuncuyu getiremediler demek yerine futbolcunun kulübü yada şehri beğenip beğenmemesini,yıllık istediği ücreti veya gelecek oyuncunun karakterinin kulüp yapısına uyup uymadığını öğrenerek bilinçli bir eleştiri getirmesi gerekir.Yüksek maliyetli futbolcular hem kulübe fazla yüktür hemde takımdaşlığı bozan unsurlardan biridir.Hele de alınacak oyuncu rahat bir yapıda ise diğer oyuncuların da hırsını törpüleyebilir.Bu göz ardı edilemeyecek bir gerçektir.

        Son bir gerçek olarak günümüzün meşhur mu meşhur sorunu olan yetkisiz menajerlere değineyim.Son günlerde kulüpler belli futbolcularla anlaşıyor fakat son dakikada işler birden bozuluyor,transfer olmuyor.Bu sorun genelde kulübün yöneticilerine yükleniyor ve "beceremediniz" damgası yapıştırılıyor.Ancak çoğu zaman o sorun yetkisiz menajerler yüzünden çıkıyor.Kulüp gidip futbolcuyla ve bir menajeri ile anlaşıyor ama son anda "bende menajeriyim" diye çıkıp fiyat yükselten ve arayı bozan kişiler oluyor.Kulüp belkide daha sonrasında çıkacak sorunlara önlem olması için görüşmelerden vazgeçiyor.Böylece transfer gerçekleşemiyor.

     Bir transfer sezonunda dikkat edilecek hususlar ve oluşan sıkıntılar bunlardan ibarettir.Konuyu iyice öğrenmeden ve kesin sözler duymadan yapılan yorumlar tehlikelidir.Beceremedi demek bence bilgisizce insanları aşağılamaktır.Her taraftar kulübün menfaatini düşünmek zaruretini göstermelidir.Transfer yaparken sadece yapmış olmak için değil,faydası olacaksa yapılması gerekir.Bir an önce transfer çılgınlığını bırakıp varolan kişilere saygı göstermeliyiz.SAYGILARIMLA...

6 Temmuz 2012 Cuma

Q7 KRİZİ


Son günlerde çıkan Quaresma krizi hakkında bende nacizane bir kaç satır yazma ihtiyacı hissettim. 

Quaresma, Barcelona ve İnter forması giyerek kalitesini tüm dünyaya ispat etmiş bir futbolcu, bu tartışılmaz. Türkiye'deki performansı da gayet güzeldi, formsuz olduğu dönemler oldu bu durum her futbolcuda görülebilir, unutulmamalıdır ki Q7 siyah-beyazlı takıma çok sayıda maç kazandırdı. Q7, çetesi ile birlikte çoğu maçta güzel işler çıkardı, özellikle Avrupa'daki maçlarda onları izlemek keyifliydi.

2012 Mart ayında Beşiktaş kulübünün yönetimi değişti ve Sn. Fikret Orman başkanlık koltuğuna oturdu. Göreve geldikten sonra mantıklı bir şekilde kulübte "büyük tasarruf hareketi" başlattı. Teknik yönetimi Samet Aybaba'ya teslim etti. Samet Aybaba kariyerinde 11 farklı Anadolu takımı çalıştırmış tecrübeli bir hoca ve aynı zamanda Beşiktaş'ın efsane futbolcularından. Fakat camia Avrupa kupalarından men edilme şokunu yaşarken, futbolcular başka takımların transfer listelerinde yer almışken hoca ayağının tozuyla "Quaresma'yı kampta düşünmüyorum" sözüyle taraftarın sevgilisi Q7'yi küstürerek bir kaos ortamı daha oluşturdu. Samet hoca bu çıkışıyla taraftardan ilk golü yedi. Bu şekilde "Q7 krizi" patlamış oldu ve adı sürekli ezeli rakipleri ile anılır oldu. Q7 takımda kalır yada gider henüz bir gelişme yok fakat Samet hoca Q7'yi kazanıp eski şatafatlı günlerine döndürmek yerine istemiyorum diyerek kestirip atmak kolay geldi kendisine..

Son olarak şöyle bir yorum yapmak istiyorum. Eğer Quaresma ekonomik külfet oluyorsa kulübe, yöneticiler oturur konuşur kendisiyle para konusunu. Taraftarın baş tacı, takıma maç kazandırma potansiyeli yüksek, tepeden tırnağa marka olan, her teknik adamın kadrosunda görmek istediği böyle bir futbolcuyu camiadan kesip atmak vizyon meselesidir. Beşiktaş, ekonomi yapayım farklı bir yapılanmaya gideyim derken güzel bir politika izlemiş fakat tercih konusunda vizyonu olmayan bir hoca getirerek hatalı bir hamle yapmıştır. Beşiktaş taraftarı bu sezon Carvalhal'ı çok özleyebilir..

3 Temmuz 2012 Salı

AĞLANACAK HALİMİZE GÜLERİZ KAHKAHAYLA...

  Tam 364 gün...Şike operasyonunun üstünden tam 364 gün yani 1 yıl geçti ve karar açıklandı.Türk hukuku için bir rekor sayılabilir.Karar verildi ve merakla bekleyen insanlara duyuruldu.

     Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım 6 yıl 3 ay,Asbaşkan İlhan Ekşioğlu ise 1 küsur yıl hapis cezasına çarptırıldılar.Hakim önce tahliye kararını okudu.Olgun Peker,Aziz Yıldırım,İlhan Ekşioğlu ve Yusuf  Turanlı tahliye oldular ve şuanlık hapiste kimse kalmadı.Bu karar okunurken mahkeme salonunda çığlıklar koptu.Fenerbahçe televizyonundan takip ettiğim için faydasını gördüm.Daha sonra mahkeme başkanı Mehmet Ekinci,diğer cezaları okudu.Aziz Yıldırım örgüt kurmaktan ve şikeden 6 yıl 3 ay hapis ve 1.3 milyon para cezası,Olgun Peker örgütten,tehditten ve çeşitli suçlardan 10 küsur yıl ceza aldı.İbrahim Akın,Ümit Karan,Bülent Uygun,Mecnun Odyakmaz,Serdar Adalı,Tayfur Havutçu,Gökçek Vederson,Samet Güzel,Şekip Mosturoğlu,Cemil Turan,Mehmet Yıldız ve İlhan Ekşioğlu şike ve teşvik suçundan çeşitli hapis ve para cezalarına çarptırıldılar.Bu hapis cezalarının yanında beraat kararları da okundu.Trabzonspor başkanı Sadri Şener,Asbaşkan Nevzat Şakar,Zeki Mazlum,Sani Şener,Göksel Gümüşdağ,Galatasaraylı oyuncu Sercan Yıldırım,Serdar Kulbilge,Fenerbahçeli oyuncu Sezer Öztürk,Hikmet Karaman ve eski hakem Zafer Önder İpek davada beraat etti.Emanuel Emenike'nin son sözleri alınmadığı ve dosya tamamlanmadığı için dosyası ayrıldı,karar verilmedi.

     Şimdi diyeceksiniz ki nasıl olur da bu kişiler tahliye olur.Aziz Yıldırım ve diğer kişiler beraat etmediler,sadece hapiste bulundukları süre baz alınarak tahliye edildiler.Bu cezalar Yargıtay'a gidecek ve orada onanırsa kesinleşmiş olacak.Yani onanmaya kadar bu kişiler serbest bulunacaklar.Mahkeme Aziz Yıldırım'a tedbir koymadığı için başkanlığına devam edebilecek.

     Kısaca anlattığım kararlardan sonra gelelim esas konumuza.Dedik ya güleriz ağlanacak halimize diye işte tam böyle bir görüntü ortaya çıktı.Sayın Aziz Yıldırım'ın şike ve teşvik suçundan ceza alarak suçu tescillendi.Yani ortada suç var ve bu suç futbolda en ağır suç sayılıyor.Bunlar ortadayken,tahliye kararını bekleyen ve güçlü bir sosyal kurum olduğunu söyleyen Fenerbahçeli taraftarlar kararla beraber öylesine sevindiler ki mutluluktan gözleri parıldadı.Kutlamalar,bağırışlar,zıplamalar ve daha nicesi...Neyi kutluyoruz;2010-2011 sezonunda birçok maçta şike ve teşvik yapılmasının tescillenmesini...

     Objektif bakıyorum ve şaşırıyorum.Bu olay benim gönül verdiğim takımın başına gelse utançtan yerin dibine geçerdim.Ancak dün Metris'e yada Çağlayan adliyesine baktığımızda kutlamalar hat safhada.Taraftar ayakta,marşlar söylenip,Sloganlar atılıyor,tezahüratlar yapılıyor ve arada benim dikkatimi çeken bir ses;TÜRKİYE SENİNLE GURUR DUYUYOR...Evet sayın başkan,Şike yapmak ve teşvik vermek suçunu işlediğin için Türkiye seninle gurur duyuyor.Az bile yapıyorsun bence..Çünkü ne yaparsan yap biz güleriz ağlanacak halimize...SAYGILARIMLA...   

2 Temmuz 2012 Pazartesi

ŞEHİR TAKIMI TUTMAK

Güzeldir şehir takımı tutmak.. Şehrinle özdeşleşmiştir o renkler. Sokaklarda, caddelerde hep o renkleri görürsün; bayrakları, boyalı kaldırım taşlarını, dolmuşların arka camlarında takımın flamasını..

Her şehir takımının husumetli olduğu bir şehir takımı vardır mutlaka, tasvip etmesek de aralarında yüzlerce kilometre olmasına rağmen taraftar müthiş bir zevk alır marşlarda o takıma küfretmekten. Adana ve İzmir'in derbileri vardır İstanbul derbilerinin gölgesinde kalan.. Sevdanın ligi olmaz Anadolu'da, lig seviyesi ve rakibin hiç önemi yoktur "Mecnunlar" için..

Ulusal medya'ya kırgındır Anadolu takım taraftarı, öyle bir tanıtımını yaparlar ki İstanbul takımlarının gazete ve televizyonda, 6-7 yaşındaki genç kardeşlerimiz gönlünü kaptırıverir havasını solumadığı suyunu içmediği İstanbul'un takımlarına.. Nereden bilsin rant ve çıkar için İstanbul takımlarının on yıllardır halkın gözünde büyük gösterilmeye çalışıldığının..

İstanbul takımı forması giyen birini kolay kolay yürütmezler şehrin sokaklarında.. Bu kaide her şehirde aynı değildir ama, öyle semtler vardır ki Anadolu'da bir anda kendini Kadıköy'de falan sanırsın.. işte öyle İstanbul sempatizanları yüzünden kendi şehirlerinin kulüpleri tutunamaz üst liglerde.. 90-100 liraya İstanbul takımı forması alırlarda 40-50 liraya şehirlerinin formasını almazlar..

Kale arkası kültürü vardır Anadolu'da..  Bursa'nın Texası, Ankaragücü'nün Sol Kapalı'sı, Kayseri'nin Kapalı Kalesi, Adana Demir'in Şimşekleri... Her tribünün de bir reisi vardır, İstanbulluların gibi medyatik olmasa da..

Son yıllarda şehir taraftarlığı bilinci daha da oturmaya başladı ülkemizde.. Bu futbolumuz adına çok olumlu bir gelişme.. İngiltere gibi yerele inmese de bu taraftarlık olayı şehircilik bilinci bile önemli bizim için.. adamlar semt takımlarına sımsıkı bağlı amatör liglerde olsa bile.. Bizde yeni nesilleri bağlayalım doğduğumuz toprakların renklerine o zaman daha güzel olacak futbol ve rekabet ortamı, bunlarda başarıyı getirecek şehir takımlarımıza ben inanıyorum..