14 Haziran 2012 Perşembe

adidas'ın Sahalardaki Yeni Savaşçısı: Predator Lethal Zones Oyun Kontrolü İçin En iyi Krampon

adidas, Xavi, Robin Van Persie, Nasri, Nani ve Di Maria gibi dünyanın en iyi futbolcularının tercih ettiği Predator kramponun son versiyonu Predator® Lethal Zones ile sahada mutlak kontrolü oyuncuya veriyor. adidas’ın yeşil sahalardaki yeni savaşçısı Predator® Lethal Zones, oyunun kontrolü için 5 yıkıcı bölgesi ile mükemmel top hakimiyeti sağlıyor.


adidas Predator Reklam filmine bu linkten ulaşabilirsiniz: http://youtu.be/ssTsQkvhHwc

adidas, dünyanın en iyi oyuncularının tercih ettiği ikonik krampon serisi Predator®’ın en son üyesi Predator® Lethal Zones ile futbolda oyun kontrolü için tanımlanan 5 yıkıcı bölgesi ile gücü oyuncuya veriyor. Yüksek hızda “Top Sürüş” ve mükemmel ‘’İlk Temas” için belirlenen bölgelerin yanı sıra, daha hızlı vuruşlar için kullanılan “Bitirici Nokta”, uzun mesafeli pasla oyunu açmak için “Orta”  ve hassas çalımlar için “Pas” şeklinde adlandırılan diğer bölgeleri ile Predator® Lethal Zones eşsiz bir yapıya sahip. Beş yıkıcı bölge, bir kesin sonuç: Mükemmel top hakimiyeti.

Top Sürüş
Rakibi hızlı hareketleriyle büyüler, şaşırtır ve alt eder.
http://youtu.be/OwLR7s9QUsI-

İlk Temas
O, topu durdurduğu anda rakip için her şey biter. O, mıknatıs gibi topu kendine çeker ve tek hamle ile uzaklaşır.
http://youtu.be/TIXsyHKMrqg

Bitirici Nokta
Keskin şutlarla, her zaman hedefe ulaşır. Top ağlarla buluştuğunda, sırrını anlarsın.

http://youtu.be/nSBmNTey9vI

Orta
O, yıkıp geçtikleriyle ünlü bir balyozdur. Gücü ve yeteneğiyle nokta atışı yapar. Antrenörünü çılgına çevirir, kalabalığı çoşturur.

http://youtu.be/HtvCRRHcAac

Pas
İşte her defansı çözen maymuncuk. Tek dokunuşla rakibini geçer. Top daima onu bulur.

http://youtu.be/I_THLMl5wXI

adidas Predator Lethal Zones'un yeni 5 yıkıcı bölgesi. Sonuç: Kusursuz top hakimiyeti. Gelmiş geçmiş en yıkıcı ataklara hazır ol. Kır zincirlerini!
Daha fazla bilgi için adidas Futbol sitesini ziyaret edebilirsiniz: adidas.com.tr/football/

Bir bumads advertorial içeriğidir.

12 Haziran 2012 Salı

HEP BÖYLE TFF...

     Bugün TFF'nin almış olduğu bir kararı okudum haberlerde, bence gayet güzel bir uygulama. Karar şu; 2012-13 sezonundan itibaren artık Bankasya liginde mücadele eden kulüplerin tüm deplasman giderleri (uçak, konaklama, yeme-içme) federasyon tarafından karşılanacak. Haberi okurken öğrendim ki, 2. ve 3. ligdeki takımların tüm deplasman giderleri son 2 sezondur TFF tarafından karşılanıyormuş.

     Federasyon ayrıca kulüplerin formalarına ve stadlarına sponsor bulma konusunda da çalışmalar yaparak kulüplere ekstra gelir sağlamayı hedeflemiş.

   
     TFF'nin bir güzelliği daha var kulüplere, Spor Toto Teşkilatından aktarılan paranın yanında 2. ve 3. liglerin isim haklarından elde edilen paranın bu kulüplere sezon başında eşit olarak dağıtımı yapılacakmış, bu para yaklaşık 5 milyon lira civarında..


     Alt liglerdeki kulüplerimize destek olunması beni çok memnun ediyor bir futbolsever olarak. Hayatın her alanında para ne kadar önemli ise aynı şekilde futbolda da bu böyle. Bir kulüpte sadece futbolcu ve teknik kadro yok, malzemeci, doktor ve  sağlık ekibinin aldığı maaşlar, kulübe ait araçların giderleri.. bunlar hep aylık düzenli harcama demek. Alt yapımızdan kaliteli gençlerin çıkabilmesi için iyi eğitim alması gerek, kulüplerimizin geleceğin büyük futbolcularını eğitmesi için imkânlar gerek. O yüzden alt liglerdeki takımlarımızın ekonomik açıdan sürekli beslenmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım kulüplerimizde doğru bir planlama yaparak bu paraları gerekli şekilde değerlendirirler.

8 Haziran 2012 Cuma

EMRE HAKKINDA KISACA

     Emre Belözoğlu, Türk Futbolunun hırçın çocuğu.. Kariyerinde Dünya Kupası üçüncülüğü, UEFA ve Süper kupa şampiyonluğu bulunan; İnter ile Serie A şampiyonluğu yaşamış ve 84 kez ay-yıldızlı formayı giymiş bir isim.

     Emre mücadeleci oyun tarzının yanısıra kendisine yakışmayacak hareketlerle önplanda olan bir futbolcu. Hırsını kontrol edemeyen bir insan kendisi, yeri geldi kendi takım arkadaşları ile tartıştı, yeri geldi gol attı basın tribününe hareket çekti. Play-off sürecindeki Trabzon maçında ırkçılık yaptığı iddaa edildi ve aynı iddaalarla İngiltere'de karşılaştı hemde 3 kez.. Hakkında açılan soruşturmaların hiç birinde suçlu olduğu ispat edilmedi ve ceza almadı.

     Galatasaray kulübünde yetişmiş bir futbolcu olarak ezeli rakip Fenerbahçe'ye transfer olması sarı-kırmızılı taraftarlar açısından hiç hoş karşılanmadı ve kendisine cephe alındı. Saha içinde yaptığı agresif hareketler sayesinde futbol kamuoyunda sempatisi sürekli azaldı ve "Emre düşmanlığı" ortamı oluştu.

     Bu noktada şunu belirtmek isterim. Ben bu yazımı Emre'yi övmek yada yermek için yazmıyorum. Emre'yi futbol çizgileri içinde değerlendirdiğimiz zaman şu dikkatimizi çekiyor. Orta alanın ortasında hem defansif hem ofansif oynayabilme özelliği; tecrübesi, hırsı ve mücadeleci karakteri sayesinde hep büyük ve hedefi olan kulüplerde forma giydiğini görüyoruz. Armasını taşıdığı kulüpleri bir kez daha hatırlayalım. Galatasaray, İnternazionale, Newcastle United, Fenerbahçe ve önümüzdeki sezon Atlêtico Madrid forması ile izleyeceğiz.

     Yazımı sonlandırırken son olarak şunu söylemek isterim; son UEFA şampiyonu Atl. Madrid 32 yaşındaki Emre'yi kadrosunda düşünüyorsa bu durum onun uluslararası düzeydeki kalitesini gösterir sanırım..

6 Haziran 2012 Çarşamba

CESARETİN SEMBOLÜ "A.M.K"

     Türkiye'de son dönemlerde o kadar sıkılmıştım ki futboldan,hiçbir şey eğlendiremez olmuştu.Ta ki bir haber duyana kadar...

     Türkiye'nin yeni spor eki "AMK" Sözcü gazetesi ile 9 hazirandan itibaren yayınlarına başlayacakmış.İsmi son derece dikkat çekici olmuş.Yayını hazırlayanlar reklamlarında da vurgu yaptıkları gibi kısaltma olduğunu söylüyorlar.Gerçek ismini Açık,Mert,Korkusuz olarak deklare ediyorlar.

      Biraz çekingen kesim ilk anda hoşlanmamış olabilir.Sonuçta bu kısaltma argo olarak kullanılıyor.Ancak benim değerlendirmem farklı olacak.Örneğin şuanda yayında olan ve ek olarak değil de sadece başlı başına spor gazetesi olarak çıkan gazetelere bakalım.Fanatik, Fotomaç gibi gazeteler şişirme haber yapmaktan kendilerini alamıyorlar.Her yıl aynı oyuncular aynı takımlara geliyor.Ronaldinho Galatasaray'da yada Diarra Fenerbahçe'ye geliyor haberlerinden bıktım usandım.Normal sezon içinde sürekli kavgayı kışkırtan,sadece dört büyüklerin tellallığını yapan ve yaz döneminde de sırf gazetenin içi dolsun ve ilgi çeksin diye sansasyonel isimleri Türkiye'ye getiren hep bu gazeteler değil mi? Yazdıkları milyonlarca oyuncudan biri geldiğinde biz bildik diye böbürlenen yine bu gazeteler değil mi?

     Sizin görüşünüz nedir bilemem ama bana göre bu gazetenin ismi, şuanda yayında olan gazetelerin yaptıkları haberlerden daha edepli ve daha dürüsttür.Yayıncılık ilkelerine uymayıp sadece bilinen dört takımı yazan,değerlendiren ve güzellikleri görmeyip hep kötü olayları manşet atan gazeteler benim değer kantarımda hep eksi puan aldılar.

     Sadece isme takılıp gazetenin içeriğini atlamak olmaz.Bu yeni çıkacak "AMK" spor gazetesi yukarıda bahsettiğim hususlara dikkat edip tüm takımların gerçekten "Sözcüsü" olursa ve tamamen bir spor gazetesi kimliğini kazanırsa önünün açık olduğunu düşünüyorum.Forumlarda okuduğum kadarıyla yayın müdürü de Lig Radyo'dan tanıdığımız Gökmen Özdemir imiş.Kaliteli bir ek olarak beklediğim spor gazetesi şimdiden reklam filmleriyle de ilgi odağı oldu.Spora ve özellikle Futbola getirdiği mizahi yaklaşımına hayran kaldığım gazetenin çıkmasını merakla bekliyorum.İlk sayıyı da burada değerlendirmek dileğiyle görüşmek üzere...SAYGILARIMLA...      

4 Haziran 2012 Pazartesi

KUYT GELDİ AMA...

     Fenerbahçe transferdeki ilk hamlesini yaparak Liverpool'un Hollanda'lısı Dirk Kuyt'a imzayı attırdı. Sarı lacivertli forma ile fotoğrafını da gördük haber portallarında, ne yalan söyliyeyim üzerine de yakışmış forma ligimiz için hayırlı uğurlu olsun.

     Dirk Kuyt; futbol kalitesi, formasını giydiği kulüpler ve kariyerindeki rakamlar ile kendini Avrupa'da ispat etmiş bir futbolcu, bu tartışılmaz. Kuyt ve Aykut hocanın o fotoğrafını gördükten sonra uzun uzun düşünmekten kendimi alamadım.

     Şimdi benim düşüncelerim bunlar; bu takımın banko forveti Sow bence.. yeni gelen Kuyt yedek oturtulacak bir topçu değil.. Sow'un arkasında oynasa o bölgede Patron Alex var.. Alex'in takımdan ayrılma ihtimali üzerine onun yerini doldurma amacıyla alındı desem yaşı büyük (temmuzda 32 olacak).. Kuyt'ın sağ kanatta oynayabilme özelliği var ama, eğer kanat bölgesi için alındıysa çok yanlış seçim bence.. Stoch tarzında bir sağ kanat alınması daha isabetli olurdu. Geriye tek ihitmal kalıyor çift forvetli Fenerbahçe.. ama ben Aykut hocada takımı çift forvet oynatacak cesareti göremiyorum, ki zaten Alex + çift forvetli bir oyun kurgusu ortasahanın tamamen dirençsiz kalması demek tabi bu sezon hoca takımı 3-4-1-2 oynatmayı düşünmüyorsa...

     Ben bir teknik direktör değilim, Fenerbahçe'li de değilim; sadece nacizane bir şekilde kendi düşüncelerimi yazdım. Bu yazımı okuyup benim gibi düşünmeyenler elbette vardır, sizde düşüncelerini yorum şeklinde paylaşabilirsiniz...