18 Temmuz 2012 Çarşamba

AŞKIMIZ BİTECEK BÖYLE GİDERSE...

     Bu şarkının devamını hatırlıyorsunuzdur.Devamında; "Bende hiç günah yok kabahat sende" mısrası vardır.Böyle bir girişi yapmamın sebebi Trabzonspor...

     Galatasaray,geçen sezon Engin Baytar,Selçuk İnan ve Ceyhun Gülselam'ı alarak başladığı ilginç hamlesine bu sene de devam ederek eski trabzonlu Umut ve 2011-2012 sezonunun gol kralı Burak Yılmaz'ı kadrosuna kattı.Bu enstantane sosyal medyada birden patladı ve iyice yayıldı.Artık öylesine espri konusu oldu ki her futbolcu,hatta başkan Şener ile ilgili bile haberler çıktı.

     Aslında bu esprilerden çok ders çıkarmak gerekir.Öncelikle bu futbolcuların Trabzon'da olduğu sezon müthiş bir takım kurulmuş ve gelinen yer tesadüf değilmiş ki rakibiniz tarafından böylesine akın ediliyor.Bu bir başarı kabul edilir.Diğer bir ders ise bu futbolcuları elinizde tutacak yeterli heyecanı ve hayali yönetim olarak verememişsiniz.Bundan sonraki dönemde bu konuda daha özverili çalışmaya başlayabilirsiniz.

     En son Galatasaray'a giden Burak Yılmaz'dan sonra yapılan "dostluğumuz bitti" açıklamasını da çok amatörce buldum.Oyuncunun sözleşmesinde 5 Milyon Euro'ya serbest kalır maddesi var ise ister Lazio,ister Galatasaray,ister Barcelona ve isterse Sulukulespor bile Burak ile anlaşırsa para getirmek karşılığında futbolcuyu alabilir.Bu açıklama bence yukarıda bahsettiğim oyuncu akışına ve bunda da başarı sağlanmasına,sinirle verilen bir tepkidir.

     Trabzonspor yönetimi artık şapkayı önüne alıp,neden oyuncu kaybettiklerini ve neden kaybedilenlerin yerine yine onların kalitesinde yerli-yabancı oyuncu koyamadıklarını düşünmelidir.Rakiplerine saldırıp gerginlik çıkararak üste çıkmaya çalışmamalılar çünkü şarkı gayet açık; Aşkımız bitecek böyle giderse,"Bende hiç günah yok kabahat sende"...SAYGILARIMLA...  

17 Temmuz 2012 Salı

YENİ SEZON TAHMİNLERİM


     İçinde bulunduğumuz transfer döneminde kulüplerin gerçekleştirdiği transferleri ve politikalarını biraz incelediğimizde gelecek sezonun nasıl geçeceğini az çok tahmin edebiliyoruz aslında. Geçen sezon Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon, Bursa, Sivas, Eskişehir liderliğe oynayacak kapasiteye sahiptiler, iddaalı kadro kurdular ve play-off sistemini dikkate alarak performans sergilediler ve bu saydığım takımların hepsi geçen sezon ilk 8'e girmeyi başarmıştı.

     Bu sezon Süper Lig ekiplerine baktığımızda özellikle Fenerbahçe, Galatasaray, Karabük ve Ordu'yu transfer piyasasında aktif görüyoruz. İki İstanbul takımı ekonomik imkânları sayesinde önemli futbolcuları kadrolarına dahil ettiler. Her sezon olduğu gibi yine şampiyonluğun en büyük adayları konumundalar. Bu sezon malesef 
benim zihnimde şöyle bir tablo oluştu şampiyonluk yarışında, FB-GS ve diğerleri.
Beşiktaş ve Trabzon'un bugünkü durumlarına baktığımızda kadro kalitelerinin geçen seneye oranla düştüğünü görüyoruz. Burak Yılmaz faktörünün artık Trabzon'da olmayışı şu an için önemli bir eksi (-), ama ben Trabzon'un kaliteli bir forvet transferi yapacağını tahmin ediyorum. Beşiktaş'ın durumu daha belirsiz, yaşanan olumsuzluklar, giden ve durumu belirsiz futbolcular, teknik adam değişikliği.. bunların hepsini üst üste koyduğumuzda Siyah-Beyazlı ekibin şampiyonluğa oynayacağını düşünmüyorum fakat tüm olumsuzluklar onlar için farklı bir motivasyon kaynağı olabilir ve çok farklı bir Beşiktaş izleyebiliriz.

     Biraz da Orduspor'dan

bahsedelim.. Çünkü bu sezon başarı adına birşeyler çabalayan, kararlı bir takım izlenimi veriyor bize. Ordu, Süper Lige gerçekten çok yakıştı. Oynadığı futbol ile kulüp yönetiminin attığı adımlar ile ligimize gerçekten renk kattılar. Aralık 2011'de yönetimi Cuper'in ellerine teslim eden Orduspor yönetimi hedefi hep yüksekte tuttu. Hedeflerinin Avrupa Kupaları ve lig şampiyonluğu olduğu sürekli dile getirildi. Bu sezon Cuper'in isteği doğrultusunda yapılan 3 Arjantinli ve 1 İspanyol oyuncu transfer edildi. Başkan Sayın Nedim Türkmen transfer konularında gerçekten profesyonelce davranıyor. Dikkat ederseniz medyada sürekli transfer dedikodusu yazılmıyor ama bir bakıyoruz istenen futbolcular imza atarken objektiflere poz veriyor. Yani imza atılana kadar spekülasyon yapılmıyor medyada, bu da çok önemli. 

     Asıl konuya dönecek olursak bu sezon ligimizde bir kutuplaşma olduğu düşüncesindeyim. FB-GS ve diğerleri şeklinde.. Bu iki takım dışındaki herhangi bir Anadolu takımı istikrarı yakalayıp, seri galibiyetlerle ligi sürdürürse ve ligi bu iki takımın arkasında 3. bitirirse işte benim gözümde Anadolunun şampiyonu "O"dur. 
Yine kendi fikrimi belirterek yazımı noktalamak istiyorum. Sanırım bu sezon La Liga'nın bir kopyasını izleyeceğiz. Orda sezon boyunca "Madrid mi Barça mı ?" diye konuşulurken bizde aynı şeyleri burda "Fener mi Cimbom mu ?" şeklinde konuşacağız. Umarım bu tahminlerimin tümünde yanılırım ve 4-5 takımlı bir şampiyonluk yarışı izleriz.

13 Temmuz 2012 Cuma

SÜPER LİG 2012-2013 FİKSTÜR ÇEKİMİ DEĞERLENDİRMESİ

     Spor Toto Süper Ligde fikstür bugün saat 11.00'de çekildi.Birbirinden zorlu maçların bizi beklediği ligde derbiler de erken başladı.2.haftada Beşiktaş evinde, uzun süre stadyum sıkıntısı yaşadığı Galatasaray'ı konuk edecek. 3.Haftanın en zorlu maçlarından birinde yine Galatasaray TT Arena'da Bursaspor'u ağırlayacak.Ligin 5.haftasında ise 3 Temmuz'dan beridir araları düzelmeyen Fenerbahçe ve Trabzonspor kozlarını Şükrü Saracoğlunda paylaşacak.

     Süper ligin 7.haftasında bu kez Fenerbahçe,sıkıntılar yaşayan Beşiktaş'ı evinde ağırlayacak.Beşiktaş,8.haftada Trabzonspor ile İstanbul'da karşılaşacak.Yine 8.haftada bir diğer zorlu maç ise Bursa Atatürk Stadyumunda Bursaspor-Fenerbahçe maçı olacak.Bursaspor 9.haftada Trabzon deplasmanına giderken,11.haftada da İstanbul'da Beşiktaş karşısına çıkacak.Ligin en zor derbisi 16.hafta maçında TT Arena'da Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak.Son derbi 17.haftada Trabzon'da Tranzonspor ile Galatasaray arasında oynanacak ve lig devre arasına girecek.

         Tabiki ligde zor maçlar her hafta var fakat gözüme çarpan Elazığspor oldu.Ligin ilk haftasında içeride Fenerbahçe'yi ağırlayacak olan Elazığspor,2.haftada Trabzonspor deplasmanına gidiyor.3.hafta nispeten dinlenen takım 4.hafta Beşiktaş deplasmanına gidecek.5.hafta sahasında Bursaspor ile kozlarını paylaşacak takım sonraki haftalarda rahatlamaya başlayacak.13.haftada Galatasaray ile yine Elazığ'da karşılacak olan takım "beş büyüklerle" olan maçlarını böylece bitirecek.İlk 5 haftadaki  girdaptan çıkabilirse önünün açık olacağına inandığım Elazığspor'a başarılar dilerim.

     Bursaspor açısından yaz aylarında havanın daha uygun olduğu haftalarda 1.hafta Kayseri,5.hafta Elazığ ve 7.hafta Sivas deplasmanlarına gidecek olması bir avantaj olarak görülebilir.Bunun yanında Fenerbahçe'nin ligin büyük bölümünde seyahat açısından rahat olması takımın avantajı gibi duruyor.Ligde 4.hafta içerde,5.hafta yine içerde,6.hafta Kasımpaşa deplasmanı,7.hafta içerde,8.hafta Bursa deplasmanı ve 9.hafta içerde oynayacak olan Fenerbahçe seyahat bakımından önde olacak.

     Derbilerin saha durumuna bakarsak;Fenerbahçe,ilkyarı'da olan saha avantajını ikinci yarıda sadece Galatasaray ile sahasında karşılarak kullanacak.Beşiktaş,saha açısından biraz şanssız bir kura çekti sanırım çünkü sadece ikinci yarıda evinde Fenerbahçe ile karşılaşacak.Trabzonspor avantajlı kurayı çekti çünkü ikinci yarıda 2 maçını kendi evinde yapacak fakat onunda son hafta Galatasaray deplasmanı var.Son olarak Galatasaray ise ikinci yarıda 2 maç içerde fakat kritik 16.haftada Fenerbahçe ile deplasmanda oynayacak.

     Bir fikstür çekimini daha geride bıraktık.Kolay takımın olmadığı zorlu maçlar bizi bekliyor.Yine bir "ek" turvunanın düşünüldüğü ligimiz inşaallah zevkli ve temiz bir mücadeleye sahne olur.Tüm takımlara şimdiden başarılar dilerim.SAYGILARIMLA... 

Ayrıntılı fikstür için; http://www.tff.org/default.aspx?pageID=198 Adresine bakabilirsiniz...

10 Temmuz 2012 Salı

TRANSFER ÇILGINLIĞI VE GERÇEKLERİ...

     Psikologların incelemesi gereken bir olgudur transfer sezonu...Bana kalırsa ayrıca bir mali uzman ve yanında da Psikolog,insanlar üstünde beraber çalışmalıdır.Anlayamadığım bir hastalık olan transfer beklentisinden ve transferdeki gerçeklerden bahsedeceğim bugün...

     Takım taraftarları kendi bütçelerinden fedakarlık yapıp maçlara gidiyorlar ve ürün alıyorlar.Doğal olarak bir beklenti içine giriyorlar.Biz takımı sahiplendik,takımda bizi sevindirsin diye umutla bekliyorlar.Bunu anlayabiliyorum.Ancak kulübün ekonomik durumunu,transfer görüşmelerinde futbolcunun isteklerini ve son dönemlerin meşhur sorunu olan yetkisiz menajerlik sorununu hiç dikkate almıyorlar.

     Mali yapıdan başlayalım.Kulüp yönetmek ciddi bir iştir ve hayallerle yapılamaz.Kulübün gerçekleri vardır ve mali disiplinin sağlam olması gerekir.Bugün FİFA'nın düzenlemeye çalıştığı,uğrunda Beşiktaş'ı Avrupa kupasına almadığı "mali disiplin kriterlerinden" söz ediyorum.Tutarlılık ve kendini döndürebilme kulüplerin olmazsa olmazıdır.Ülkemizde düzensiz mali politika izleyenlerin borçları gözler önündeyken hala "flaş" transfer istemek ne kadar mantıklı bilemiyorum.Özellikle bu mali düzeni bozup tökezlerseniz,aldığınız maliyetli futbolcular size sorun olarak dönerler.Taraftarlar bence kulübün refahını düşünerek hareket etmelidir.

     Bir diğer gerçek futbolcu istekleridir.Bir taraftar,kulüp ile futbolcu arasında neler konuşulduğunu,oyuncunun neyi isteyip neyi istemediğini ve neyin kulübünün faydasına olacağını dikkate almalıdır.Tabi ki gerçek bir futbol izleyicisi  ve taraftarıysa bu ondan beklenir.Bu oyuncuyu yada şu oyuncuyu getiremediler demek yerine futbolcunun kulübü yada şehri beğenip beğenmemesini,yıllık istediği ücreti veya gelecek oyuncunun karakterinin kulüp yapısına uyup uymadığını öğrenerek bilinçli bir eleştiri getirmesi gerekir.Yüksek maliyetli futbolcular hem kulübe fazla yüktür hemde takımdaşlığı bozan unsurlardan biridir.Hele de alınacak oyuncu rahat bir yapıda ise diğer oyuncuların da hırsını törpüleyebilir.Bu göz ardı edilemeyecek bir gerçektir.

        Son bir gerçek olarak günümüzün meşhur mu meşhur sorunu olan yetkisiz menajerlere değineyim.Son günlerde kulüpler belli futbolcularla anlaşıyor fakat son dakikada işler birden bozuluyor,transfer olmuyor.Bu sorun genelde kulübün yöneticilerine yükleniyor ve "beceremediniz" damgası yapıştırılıyor.Ancak çoğu zaman o sorun yetkisiz menajerler yüzünden çıkıyor.Kulüp gidip futbolcuyla ve bir menajeri ile anlaşıyor ama son anda "bende menajeriyim" diye çıkıp fiyat yükselten ve arayı bozan kişiler oluyor.Kulüp belkide daha sonrasında çıkacak sorunlara önlem olması için görüşmelerden vazgeçiyor.Böylece transfer gerçekleşemiyor.

     Bir transfer sezonunda dikkat edilecek hususlar ve oluşan sıkıntılar bunlardan ibarettir.Konuyu iyice öğrenmeden ve kesin sözler duymadan yapılan yorumlar tehlikelidir.Beceremedi demek bence bilgisizce insanları aşağılamaktır.Her taraftar kulübün menfaatini düşünmek zaruretini göstermelidir.Transfer yaparken sadece yapmış olmak için değil,faydası olacaksa yapılması gerekir.Bir an önce transfer çılgınlığını bırakıp varolan kişilere saygı göstermeliyiz.SAYGILARIMLA...

6 Temmuz 2012 Cuma

Q7 KRİZİ


Son günlerde çıkan Quaresma krizi hakkında bende nacizane bir kaç satır yazma ihtiyacı hissettim. 

Quaresma, Barcelona ve İnter forması giyerek kalitesini tüm dünyaya ispat etmiş bir futbolcu, bu tartışılmaz. Türkiye'deki performansı da gayet güzeldi, formsuz olduğu dönemler oldu bu durum her futbolcuda görülebilir, unutulmamalıdır ki Q7 siyah-beyazlı takıma çok sayıda maç kazandırdı. Q7, çetesi ile birlikte çoğu maçta güzel işler çıkardı, özellikle Avrupa'daki maçlarda onları izlemek keyifliydi.

2012 Mart ayında Beşiktaş kulübünün yönetimi değişti ve Sn. Fikret Orman başkanlık koltuğuna oturdu. Göreve geldikten sonra mantıklı bir şekilde kulübte "büyük tasarruf hareketi" başlattı. Teknik yönetimi Samet Aybaba'ya teslim etti. Samet Aybaba kariyerinde 11 farklı Anadolu takımı çalıştırmış tecrübeli bir hoca ve aynı zamanda Beşiktaş'ın efsane futbolcularından. Fakat camia Avrupa kupalarından men edilme şokunu yaşarken, futbolcular başka takımların transfer listelerinde yer almışken hoca ayağının tozuyla "Quaresma'yı kampta düşünmüyorum" sözüyle taraftarın sevgilisi Q7'yi küstürerek bir kaos ortamı daha oluşturdu. Samet hoca bu çıkışıyla taraftardan ilk golü yedi. Bu şekilde "Q7 krizi" patlamış oldu ve adı sürekli ezeli rakipleri ile anılır oldu. Q7 takımda kalır yada gider henüz bir gelişme yok fakat Samet hoca Q7'yi kazanıp eski şatafatlı günlerine döndürmek yerine istemiyorum diyerek kestirip atmak kolay geldi kendisine..

Son olarak şöyle bir yorum yapmak istiyorum. Eğer Quaresma ekonomik külfet oluyorsa kulübe, yöneticiler oturur konuşur kendisiyle para konusunu. Taraftarın baş tacı, takıma maç kazandırma potansiyeli yüksek, tepeden tırnağa marka olan, her teknik adamın kadrosunda görmek istediği böyle bir futbolcuyu camiadan kesip atmak vizyon meselesidir. Beşiktaş, ekonomi yapayım farklı bir yapılanmaya gideyim derken güzel bir politika izlemiş fakat tercih konusunda vizyonu olmayan bir hoca getirerek hatalı bir hamle yapmıştır. Beşiktaş taraftarı bu sezon Carvalhal'ı çok özleyebilir..