7 Mayıs 2012 Pazartesi

"SÜPER" HAREKETLER BUNLAR...


     Trabzonspor-Fenerbahçe maçını izlerken tüylerim diken diken oldu.Sahada bir gerginlik,tribünde gerginlik ve sokakta gerginlik.Bu yazıya başlarken o kadar kez yazıp sildim ki klavyem ağlamak üzere inanın.Nerden başlayacağımı ve ne anlatacağımı bilemez haldeyim.Süper final diye övündüğümüz maçların sonuçlarını sahada,tribünde ve özellikle saha dışında rahatça görebiliyoruz.

     Fenerbahçe takımının Trabzon’a gelişinden itibaren otobüsünün taşlanması,bütün gece denizden kornalarla rahatsız edilmesi,tribünde küfür edilmesi ve sahadaki gerginlik bize gösterdi ki Türkiye’de futbol tamamen bitti.Biz buraya nerden geldik hatırlayalım.Önce şike davası çıktı,zararı tazmin için “süper” final icad edildi.Daha sonra dava sulandı ve sonunda şike sahaya yansımamıştır denildi,konu kapandı.Senelerdir takım kayırmadan şikayetçi olan insanlar bu kararla birlikte oynadıkları tuhaf ligin geldiği noktayı hazmedemediler.
    
      Futbolun buraya gelmesinde herkes suçlu bence.Fenerbahçe,Trabzonspor ve federasyon yöneticileri başta olmak üzere herkes suçludur.Ancak suçun büyüğü yayıncı kuruluşundur.Zararlarını tazmin edebilmek için uydurdukları “süper final”de yaşananlar ortadadır.

       Federasyon olarak şike yapanı affedersen,ırkçılık yapanı affedersen ve cezalarını adaletsiz verirsen olacaklar gün gibi bellidir.Trabzon taraftarı neden kızgındı çünkü Emre ırkçılık yapmıştı.Kaç maç ceza aldı;3 maç…Taraftar neden kızgındı çünkü şike çıkmıştı.Ceza;sahaya yansımamıştır.Ben burada şike olmuştur yada olmamıştırı tartışmayacağım.Anlatmak istediğim sadece taraftarın neden gergin olduğudur.Kritik noktalarda kararları alamıyorsanız bu sonuçlara katlanacaksınız.Şişirilen “süper final” bize ne getirdi hiç düşündünüz mü?

       Galatasaray taraftarı 3 neferini kaybetti sırf heyecan olduğu için bu süreçte ki Allah rahmet eylesin.Emre ırkçılık yaptı.Beşiktaş taraftarı sahaya daldı futbolcuya saldırdı.Trabzon’da sahaya ne bulunduysa atıldı ve ağıza alınmayacak küfürler edildi.Hani süper diyoruz ya bu finale,daha bitmedi son hafta finali var önümüzde.Sizce neler olacak bir düşünür müsünüz?

       Son haftaya girmeyip Trabzonspor-Fenerbahçe maçında gözüme çarpanları anlatayım.Fenerbahçe takımı Trabzon’a ayak bastığından itibaren şiddet ve küfür sahneye çıktı.Taşlar atıldı,küfür edildi,taciz edildi.Kendini kaybedenlerin bazısı kendi başkanına saldırdı.Gelelim sahaya şimdide…Maç başladı,Fenerbahçe öne geçti.Sahaya atletler ve değişik maddeler yağdı.Hadi bu bekleniyordu da 5.dakikada Colman ile başlayan sahadaki gerginlik niyeydi.Zokora Emre’nin elini sıkmadı,bence sıkmalıydı.Maçın içinde Zokora ve Colman çok sinirliydiler ve bu da futbolun geneline yansıdı.Sahada futbol yerine o kadar şiddet vardı ki üstüne konuşulacak futbol ortada yoktu.

       Irkçılık ile mağdur duruma düşen Zokora’ya 45.dakikadaki hareketinden dolayı ne desek azdır.Emre 3 maç aldıysa,Zokora 5 maç almalı çünkü yaptığı hareket sadece faul değil cana kasıttı.Emre sakin durdu her şeye rağmen bence.Taraftar küfür etti,futbolcular sertti ama o yinede tahrik etmedi.Bu öfkenin sebeplerini yukarıda anlatmaya çalıştım.Süper final bize ne getirdi ne götürdü.Üç tane futbol seyircisini kaybettik,üç tane aile trajedi yaşadı.Ülkemizde yaşanmayan ırkçılık yaşandı.Sezon başında şişirilen ve tek amacı daha çok para kazanmak olan uygulama sayesinde bunların hepsi oldu.

       Değer miydi yahu bu kadar şeye…Futbol eğlencedir.Değer miydi canlara,değer miydi edilen küfürlere,indirilen camlara yada değer miydi fiziki ve sözlü şiddete bu oynanan futbol.Maç kazanacağız diye kavga dövüş her şeyi yapıyoruz ve yavaş yavaş aklımızı kaybettik.Bu son maçtan sonra haftaya olan maçı düşünemiyorum.Hele hele Galatasaray şampiyon olursa değmeyin yayıncı kuruluşun keyfine…Olaylar,ölenler ve daha neler neler…Süper final;Süper küfürler,süper tekmeler,süper yumruklar,süper stres demek…

       Evet sayın seyirciler “dev derbi” başladı Kadıköy’de…Seyreyleyin çümbüşü…İYİ SEYİRLER…

       

5 Mayıs 2012 Cumartesi

KARANLIKTAKİ GÜNEŞ;CARLOS CARVALHAL...


        Türkiye’de eğer teknik direktör iseniz her an koltuğunuzun gitmesini   bekleyin.Belki tüm dünyada aynı diyebilirsiniz fakat size yakın zamandaki örneği değerlendirmek istiyorum.

        
        Carlos Carvalhal,takımının başında iyi kötü ilerliyordu.Takımdaki disiplini ve arkadaşlığı sağlamıştı.Atılan gollerde taraftar gibi sevinen,sıcak kanlı ve futbolun oyun olduğunu tekrar hatırlatan bir teknik direktördü.

        Başına gelenleri gördüğüm zaman ise gerçekten futbolsever olarak çok üzüldüm.Neler demedik ki ona;yardımcı antrenör dedik,bilmiyor dedik,yönetemez dedik,emanetçi dedik,dedik de dedik…

        Evet kulüp çok da iç açıcı gitmiyordu fakat bu sezon zaten çok fazla bulanıktı.Yapılan disiplinsizliklere kolay kolay boyun eğmedi,mücadele etti. “Kendime olsa affederim ama yapılan hareket Beşiktaş’a yapılmıştır” diyerek Queresma’yı kadro dışı bırakarak kulübün onurunu korumaya çalışmıştı.Şuanda formda bir M.Fernandes izliyorsak bunu onun futbolcuyu hırslandırma tekniğine borçluyuz.Sözün kısası futbolumuzun karanlığında ışık gibi parladı Carlos Carvalhal…

        Biz ne yaptık peki?
Geldiği günden beri küçümsediğimiz,eleştirdiğimiz teknik direktörü,birilerinin menfaati adına hiç düşünmeden yolladık.Ortadaki sorun bir anda çözülecekmiş sanarak hemen ümitlendik.Sonuç;Playoff’da alınan üç mağlubiyet ve kötü futbolun yanında zor bela alınan galibiyet ile takım üçüncü olmaya çalışıyor.E değişen ne takımda peki…En kötü Carvalhal bile bu sonucu elde ederdi…

        Kulüp onurunu koruyan,hiçbir koşulda boyun eğmeyen,takım içi futbolcu ayırmayan,hırslı,sempatik,ne kadar katılmasam da yardımcı antrenör olduğunu kendisi bile kabul edecek kadar alçak gönüllü ve futbola oyun gibi bakan bir teknik direktördü.Belki takımı çok  yüksek yerlere gelemedi ama takımda umut vardı.Biz Türk Futbolunda adam kayırmayı çok sevdiğimiz için,sırf kulübün çocuğu diye takımın başına getirirsek bazı insanları,orda ne sistem ne disiplin ne adalet nede taktik teknik oturur.

        Takımın başında çıktığı 46 maçta 22 galibiyet 9 beraberlik 15 mağlubiyet alan ve takımı UEFA’da 3.tura çıkaran teknik adam,baştan kendisinin kurmadığı sistemi yavaş yavaş eline almaya uğraşırken görevinden alınmıştır.Yerine Tayfur Havutçu getirilmiştir.Şuanda yerine getirilen teknik direktörün yaptığı hamleler,verdiği röportajlar ve uyguladığı sistem oldukça eleştiriliyor.Bu size de tuhaf gelmiyor mu?

        Eminim ki Carlos Carvalhal iyi yerlere gelecektir çünkü onun  gibi beyefendi ve dirayetli teknik direktörler gelirse bu gergin futbol düzelir.Türkiye’den ayrılırken ülkeyi sevdiğini ve özleyeceğini söylüyordu,tüm bu yapılanlara rağmen..Durup düşünmek lazım aslında biz hangi taktiği tekniği tartışıyoruz.O karmaşanın içinde böyle değerli insanlara haksızlık yapıyor muyuz acaba?

       Bir futbol seyircisi olarak duyduğum üzüntüyü dile getirmeye çalıştım.Türkiye’de ne kadar kaliteli olursanız olun yine de kendinden olanı kayırma işin içine giriyor.Adaleti kulübün başında sağlamalısınız ki oyunculara yansıtasınız.Tekrar Türkiye’de görmeyi arzu ettiğim sayın Carvalhal’i yine de hiç unutmayacağım…SAYGILARIMLA…       
        

4 Mayıs 2012 Cuma

SÜPER FİNAL 4. HAFTA

     Süper Final'in 4. haftasında lider Galatasaray evinde Trabzon'a puan kaybedip şampiyonluk yolunda önemli bir yara aldı. Liderin 3 puan gerisinde bulunan Fenerbahçe ise Beşiktaş engelini geçip puanları eşitleme avantajını İnönü'de geri tepti.
     Hafta başında gündemde yer alan "malum" konular Sarı-Kırmızılı futbolcuların iştahını kesmişti adeta, bir de tribünlerdeki o alışık görüntüler yoktu Arena'da. Trabzon ise geçen haftaki mağlubiyetin acısını çıkartmak için istekliydi ancak bir türlü golü bulamadı. Maç golsüz biterken herkesin aklına İnönü'de oynanacak maç geldi. Fener, kazanmaya alışkın olduğu İnönü'de yine kazanıp puanları eşitleyebilirmiydi acaba ?
     Şampiyonluk grubunun dibine demir atmış ve saha dışı olaylarla ülke gündeminde yer bulan Beşiktaş müthiş bir mücadele ile geçit vermedi Fenerbahçe'ye.. Beşiktaş'lı bayan taratarlar da hiç erkekleri aratmadılar Maşallah !!! 

     Yolun sonu göründü ligde, iki maç kaldı.. Galatasaray liderliğini aylardır sürdürüyor. Oynadıkları futbol, kadro kalitesi ve performansları zaten şampiyonluğu hak ediyor. Fakat sistemin kurbanı olabileceklerini daha önce burada söylemiştim. Fenerbahçe dün İnönü'de kazansaydı o hırs ile ligi lider bitirebilirdi ama artık ben bu işi zora soktuklarını düşünüyorum.

     Süper Final Avrupa Grubunu konuşacak pek birşey yok aslında, kör dövüşü gibi herkes herkesi yenebiliyor. Sivas bu turnuvayı ciddiye alan ve bir o kadar da enteresan bir takım. İlk hafta Bursa'yı 4-0 geçtiklerinde artık bu turnuvayı kopartıp açık ara lider bitirirler diye düşünüyordum ama sen iki maçta da İstanbul'u yenemiyorsan kendini bir anda son sırada buluverirsin. İ.B.B'yi küçümsemiyorum ama Bursa yedek kadrosu ile 3 atmıştı bu takıma. Eskişehir ise Avrupa'yı belki 5.likle zorlarım düşüncesinde olsa da yetersiz bir takım. Bu sistemin en kârlısı Bursa, kupa finali garanti ve genç yetenekleri sahaya sürerek kazanma düşüncesinde..

Not: Son haftalarda ne kadar çok free-kick golü oldu değil mi ya ? 



DEMİRSPOR'LAR


     Yönetici arkadaşım Uğur ile bir kaç gün önce yine ülkemizde oynanan futboldan, alt liglerden falan konuşurken sohbet nasılsa ülkemizdeki "demirspor" kulüplerine geldi. TCDD'nin yurttaki demiryollarına sahip illerimizde kurduğu, renkleri genelde lacivert-mavi-beyaz olan spor kulüplerine..

     Sohbetimiz bittikten sonra bu kulüpler hakkında ufak çaplı bir araştırma yaptım. Ankara, Adana, Eskişehir, Sivas şehirlerinin demirspor'larından başka daha 34 tane demirspor varmış yurdumuzda. Bu kulüplerden sadece Ankara Demirspor'un TCDD'nin idaresinde olduğunu öğrendim. Başkent dışındaki demirspor'lar yönetim olarak tamamen bağımsızlar bu kurumdan. Kulüp yöneticilerinin büyük çoğunluğu da demiryolları sendikaları üyeleriymiş.

   
     Bu kulüpler arasında Adana Demirspor'un yeri ayrı diğerlerinden. Adana'lı futbolseverlerin büyük desteğini görüyorlar ve taraftarlarının deplasman kültürü de mevcud. Genellikle tüm demirsporlar futbol dışındaki spor dallarına eğiliyorlar, kimisi hentbolde öne çıkıyor kimisi güreş takımı ile..

     Bizim demirspor'larımız malesef Lokomotif Moskova, Lokomotif Sofya gibi takımlarla aynı statüde olmalarına rağmen onlar gibi ulusal anlamda popüler değil..




3 Mayıs 2012 Perşembe

"DÜZEN" SİZSİNİZ....


     Düzen, bir birey için olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. Eğer siz kendi hayatınızda düzeni sağlayamıyorsanız büyük boşluk içindesiniz demektir. Bireylerin tek tek birleşmesiyle oluşan yapıya toplum denir ve o toplumun karakterini belirleyen yegâne unsur kişilerin karakterleridir. Toplumlar çeşitlidir ve her toplum kendi özelinde farklı özelliklere ve farklı düzenlere sahiptir. Şayet toplum düzensizliği düzen edinmişse o zaman topluma müdahale edilmesi git gide zorlaşır.

        Türk toplumunda gözlemlediğim en büyük sorun işte bu düzensizlik ve ciddiyetsizlik oldu. Bu sorun toplumun her kademesine yoğun olarak sirayet etmiştir. Her aşamada bu ciddiyetsizlik hep karşınıza çıkar. Bunu Türk Futbolu adına konuşmak ve gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

        Bir kulüp yönetmek kolay değil biliyorum ama o kadar da zor değil bence. Büyük kulüp olmak, boş yere para savurup içi tozpembe hayaller satmak olmamalıdır. Yüksek maliyetli transfer yapılacaksa bu maddi olanaklara bağlıdır. Size farklı iki örnek vereceğim; Gaziantepspor ve Beşiktaş…

        Hatırlarsınız değil mi o Tabatalı günleri. Hani dudak uçuklatan rakamlara, yukarıda adı geçen iki kulüp arasında takas olmuştu. O gün çıkıp biri de demedi bu para nerden geliyor nereye gidiyor. Daha sonra Beşiktaş atağa kalktı, Simao-Guti-Queresma-Almeida-Fernandes transferleri yaptı. Bunların amacı anlatılana göre çok açıktı; Beşiktaş’ın adını dünyaya duyurmak. O gün tartıştık mı bu transfer maliyetlerini acaba yada dedik mi bu para nereden geliyor kime gidiyor. Bu transferleri yapan takım da mali zafiyet içindeydi ki bunu cümle alem duymuştu. Bunlara rağmen sorduk mu gerisini acaba?

         Dünyaya ismini duyurmak…Ne ambalajlı bir hayal…İsmini dünyaya duyurmak konusunda bizim yöneticiler birazcık “büyük” kulüpleri örnek alsalardı ne olurdu.Mesela Real Madrid gibi Asya’ya açılabilirsin ama bizimkiler kısa yolu seçecekler ya..İşte toplum karakteri demek istediğim buydu.Süslü hayallere,futbolculara aldanmak ve gerisini boş vermekti.Boş yere verilen paralar ve çıkmaza götüren süreçti.Yapılan hataları kimse sorgulamadığından herkes istediği gibi davrandı ve sonu acı bir tabloya dönüştü.

         Son dönemde Beşiktaş ve Gaziantepspor kulüplerinin başına gelenleri gördük. İkisi de mali yönde yapılan büyük hataların bedelini idrak ediyorlar. Bırakın borç sıkıntısını, bir de işin cezai durumu söz konusu oldu. Elbette bu kulüpler için istenmeyecek bir durum fakat eğer suç unsuru varsa en ağır ceza verilerek caydırıcılık sağlanmalıdır. Şuanda Beşiktaş’ın UEFA ile arasında bulunan süreç bakımından değerlendirirsek, acaba yüksek maliyetli futbolculardan daha çok ismini dünyaya duyurmadı mı bu dava…

         Kulüp yönetmek dedim ya… Bütün bu karamsar tablonun içinde bir ışık gibi parlayan ayrıntı gördüm. İkinci Lig Beyaz Grup ekiplerinden Şanlıurfaspor, bitime üç maç kala üç puan önde ve şampiyonluğun en önemli adayı konumunda. Size önerim var; lütfen Şanlıurfaspor’un internet sitesine girin ve inceleyin. Orada göreceğiniz şey gelir-gider tablosudur. Aylık yapılan harcamaları ve gelirleri kulüp kendi internet sitesinde yayınlıyor. Yani siz eğer bu takımın taraftarı iseniz kulübe yaptığınız katkının nereye harcandığını birebir görebilirsiniz. Küçük ya da büyük olması gerekmez kulüplerin, yeter ki bir sistemi olsun. Eğer sisteminizi kurmuşsanız ve şeffafsanız takdir edilirsiniz, güvenilirsiniz ve daha rahat kulüp yönetirsiniz.

         Bu değindiğim konu gerçekten Türk Futbolu için üstünde durulması gereken bir konu bence çünkü hala bir sistemimiz yok. Futbolumuzu yükselteceksek, hem ekonomik hemde altyapısal sistemimizi kurup öyle yola devam etmemiz gerekir. Son yaşananları örnek olarak göstermeye çalıştım ama dediğim gibi bu sorun tüm kulüplerimize sirayet etmiştir. Yaşananlardan ders çıkarıp “düzeni” düzeltebilirsek işte o zaman hızla yükselebiliriz… SAYGILARIMLA…